|
Sünnet
è
sözlükte yol ve adet demektir. Bazı ayet-i
Kerimelerde de bu manada kullanılmıştır.


“Allah
size bilmediklerinizi açıklamak ve sizi sizden
öncekilerinin sünnetlerine-yollarına - iletmek ve
günahlarınızı bağışlamak istiyor. Allah Alim ve
Hakim’dir.” buyurulmuştur.
Allah Rasülü de : “Her
kim İslam’da güzel bir sünnet(çığır, yol) açarsa;
kendisinden sonra onunla amel edilirse, o kimseye bu
çığırla amel edenleri ecri kadar sevap yazılır,amel
edenlerinde ecrinden de bir şey eksilmez.her kimde
İslam’da kötü bir sünnet (yol,çığır) açar da
kendisinden sonra onunla amel edilirse, o kimseye
açtığı bu çığırda amel edenlerin günahı kadar
yazılır,amel edenlerin günahlarından da bir şey
eksilmez.”
buyurmuştur.
USUL- İ FIKIH AÇISINDAN SÜNNET
Peygamberimiz Kur’an’dan başka sözü ve
davranışlarıdır. (Müslim-ilim,6) Bu tarife göre
sünnet,dini hükümlerin
kaynaklarındandır.
1.
Kaynak
èKur’an-ı
Kerim 2.
Kaynak
è
Sünnet’tir
FURÛ- I FIKIH AÇISINDAN SÜNNET……
Farz ve vacip olmayan,işleyene sevap, terk edene –
kınama ve azarlama yapılsa da-ceza gerekmeyen dinî
bir hükümdür.
Şu iş sünnettir…..denildiği zaman,Farz ve vacip
değildir,demektir…..Dinî bir hüküm olup…..delil
değildir.Öğle Namazının sünneti gibi.
Biz burada Usûl-ı Fıkıh açısından sünnet
konusu,üzerinde durmaya çalışacağız.
Sünnet 3 kısımdır.
1-
Kavli
Sünnet :
Peygamberimizin sözü demektir.
Her iyi iş sadakadır. (Buh. Müslim)
2-
Fiili Sünnet :
Peygamberimizin iş ve davranışlarıdır…
Allah Rasülü – Nebi Salallahu Aleyhi ve Selem, namaz
için tekbir aldığı zaman ellerini kulaklarının
hizasına kadar kaldırdı… ( 5 )
3-
Takriri Sünnet : Peygamberimizin,
başkalarının yaptıkları işleri gördüğü veya
söyledikleri sözleri duyduğu halde ses çıkarmaması
ve onları uygun görmesidir.
Enes b.
Mâlik (r.a.)’ın şu rivayeti.
Biz, güneş battıktan sonra akşam namazından evvel
iki rekat nafile kılardık. Peygamberimiz bizi
görürdü de ………….. bize bunu ne emreder ne de
yasaklar idi..
Peygamber her şeyden önce insandır. Ancak bir
peygamberdir de. Devlet başkanıdır. Bu itibarla
Allah rasülüne sünnetini insan olarak, peygamber
olarak ve devlet başkanı olarak söylediklerine göre
değer kazanmıştır.
İşte İslam uleması, Peygamberimizin söz ve
davranışlarından dolayı bağlayıcılık bulunup
bulunmaması yönüyle gruplara ayrılmıştırlar…
ALLAH RASÜLÜN - PEYGAMBER OLARAK SÖZ VE DAVRANIŞLARI
Peygamberimizin görevi, dini hükümleri tebliğ olduğu
için davranışlarının çoğu bu mahiyettedir. Cenab-ı
Hakkın kendisine açık ve gizli olarak
vahyettiklerini insanlara duyurmaktır.
Bu itibarlara ”Sünnet”….
a) Vahy olan sünnet ::::
Cebrail (a.s) Peygamberimiz Kur’an’ı vahyettiği gibi
sünneti de Peygamberimize
Yani mana Vahy olup ….söz… Peygamberimize aittir.
Buhari ve Müslim’in rivayetinde şu hadis bu konuyu
açıklamaktadır….
Bir kare Peygamberimiz, ashaptan bazıları ile
oldukları halde Mekke civarındaki ”Cirane” adı
verilen yerde bulunuyordu. Bu esnada bir adam
gelerek;
Ey Allah’ın Rasülü, güzel koku sürünmüş olarak umre
yapmak üzere ihram girenin durumu nedir? diye sorar…
Allah Rasülü cevap vermedi bir süre bekledi.
(Derken Allah Rasülüne vahiy geldi) ve Umreden soran
kimse nerede? buyurdu… Bunun üzerine soru soran adam
geldi. Peygamberimiz “Vücuduna ve elbisene sürülen
kokuyu üç defa yıka, üzerindeki elbiseni çıkart ve
bundan sonra haccederken yaptığın gibi yap.”
buyurdu. (Buh. Um.10- Müslim Hac 1)
Allah Rasülü beklemiş ve vahyi beklemiştir…
b) İlham sünnet ::::
Bu sünnet çeşidi ilham ürünüdür. Yani konu
Peygamberimizin kalbine doğdurulur.
Şüphesiz Ruhu’l Kudüs (Cebrail (a.s.))
kalbime şunu üfledi : “Hiç
kimse, bütün rızkını tam olarak almadıkça ölmez.”
(Aclün-i…..)
c)
Peygamberimizin Kendi içtihadıyla Oluşan Sünnet
:::: Bu sünnet her ne kadar Allah Rasülünün
kendi içtihadı ise de vahyin sukut şeklinde
tasdikinden geçtiğinden vahiy mertebesidir…
Şu gerçek ki, …… Peygamber söz fiil ve
davranışlarında hatta takrirlerinde Cenab-ı Hakkın
kontrolündedir. Din ile ilgili söz fiil ve
davranışları vahiy veya vahiy mertebesindedir……
Şayet içtihadıyla bir yanlışlık vahiyle
düzeltilir idi. Nitekim Tebük seferi için özür beyan
edenlere, Peygamberimiz müsaade vermesi…. Bunun
üzerine Yüce Allah:

“Allah seni
affetsin, fakat doğru söyleyenler sana iyice belli
olup, sen yalancıları bilinceye kadar onlara niçin
izin verdin?” Tevbe – 43- Nazil oldu.
Peygamberimiz hatasından dolayı uyarıldı.
Peygamberimizin Peygamberliğinden
dolayı söylediği, fiili ve takriri Kur’an’dan sonra
gelir, bu hüküm daha tartışılamaz. Bu sünnete uyma
zorunluluğu vardır. Allah Rasülünün hata etmesi,
hataya düşmesi tasavvur edilemez. Peygamberimiz
Allahû Teâlâ’nın gözetimi ve denetimi altındadır….
Kur’an-ı Kerim’de, önce Peygamberimize iman edilmesi
gerçeğini işaret etmektedir….

“Ey Mü’minler! Allah’a,
Peygamberine, Peygamberime indirdiği kitaba ve daha
önce indirdiği kitaba iman(da sebet) ediniz. Kim
Allah’ı, Meleklerini, kitaplarını, Peygamberlerini
inkar ederse tam manasıyla sapıtmıştır.”
Allah Rasülü…. “Bana
itaat eden Allah’a itaat etmiştir. Bana isyan eden
de Allah’a isyan etmiştir.”
(
Buh. Cih.109. Müs.İm.8)
Allah Rasülü:
“Size neyi
emredersem onu alın. Sizden neyi nehydersem ondan
vazgeçin.”
Sünnet’in iki önemli işlevi var.
1-
İşlevi Kur’an-ı açıklıyor.
2-
İşlevi Kur’an’da bulunmayan bir durumu
açıklamaktadır.
   
Kur’an-ı Kerim yeterli olmaz mı?
Sünnete ihtiyaç var mı? sorusuna….
Sünnet de Kur’an gibi vahiydir. Lafıs
olarak olmasa da mana itibarıyla Peygamberimize
vahyolunmuştur…..
Kur’an-ı öğreten, açıklayan tefsir eden
Allah Rasülüdür. Kur’an-ı Allah Rasülünden kabul
edip O’nun söz ve fiillerini kabul etmemek akıl işi
değildir.
Kur’an nasıl vahyolduysa sünnet de öyle
vahyolmuştur. Bazıları kasıtlı olarak işte o zamanın
sahabesine yönelik Allah Rasülü hadis yazmayı
yasakladığını kanıt gösterirler, doğru ama hadisle
Kur’an karışmasın diye istemiştir. Allah Rasülü
Kur’an-ı Mübin’de “Namaz
kılın ve zekatı veriniz.” Bakara 110 – Namaz
ve zekat farz olduğu anlaşılıyor. Nasıl eda edilir.
-Kimlere farzdır? -Gündemi?- Ay damı?- Yılda mı?
şartları nasıl vs…
İşte bütün bunları bize öğreten
sünnettir. Sünneti dikkate almadan İslam anlaşılmaz,
yaşanmaz.
Ashaptan birisi Oruçlu iken unutarak
yemiş veya içmişti. Durumu
è
Allah Rasülüne sordu
è
Peygamberimiz de :
“ Bir
adam oruçlu olduğunu unutur da yer ve içerse (orucu
bozulmaz) Orucunu tamamlasın. Çünkü oruçluyu Allah
yedirmiş ve içirmiştir.”
Bu hadisle
“Yanılarak
yaptıklarınızda sizin için vebal yoktur.” -
Ahzap - 5
B- PEYGAMBERİMİZİN VAHYE DAYANAN DÜNYA İŞLERİYLE
İLGİLİ SÖZ VE DAVRANIŞLARI
Peygamberimizin din ile ilgili olmayan
bir konuda bir insan olarak görüşmeleri de vardır.
Peygamberimiz Medine’ye gelince, Medine
bahçelerinde ağaçlara aşı yapanları görünce….
sormuştu:
-
Ne yapıyorsunuz? Onlar:
- Biz bunu daha çok ve daha değerli
hurma elde etmek için yaparız. .Peygamberimiz : “Bunu
yapmazsanız umuyorum ki daha iyi olur.” Bu
uyarı ile aşılmaya son verildi. Bunun üzerine
yemişler verimsizleşmeye başlayınca, Allah Rasülü: “Ben
ancak bir insanım, size dininizle ilgili olanı alın.
Dünyevi işlerde muhayyersiniz. Çünkü dünyalık
işlerde bende bir insanım.”
Diğer bir hadiste : “Ben
ancak sizin gibi bir insanım. Allah tarafından
vahyedilen ve sizlere ilettiklerim şeyler doğrudur.
Ama dünya ile ilgili kararlarda isabet de ettiririm,
hata da ”
Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz Bedir
savaşında Orduyu Bedir kuyularının uzağına
yerleştirmişti. Sahabeden Habbab b. El- Münzir
(r.a.) kendisine :
- Ya Rasülullah buraya yerleşmemizi Allahu Teâlâ mı
emretti?
Allah Rasülü:
- Hayır dedi. Bunun üzerine Habbab b. El- Munzir
(r.a.) buranın konum itibarıyla uygun olmadığını
bildirmesinin üzerine konum itibarıyla uygun
olmadığını bildirmesinin üzerine konum uygun olan
yere taşınılmıştır. Daha bir çok örnek var…
C- PEYGAMBERİMİZİN TABİÎ VE BEŞERÎ DAVRANIŞLARI
Peygamberimiz, Kur’an-ın beyanı üzere bir insandır.
Peygamberimizin insan olma vasıflarıyla davranışları
sünnete uyma ve bağlayıcılık yönünden aynı değildir.
Peygamberimiz yemek çeşitlerimden
hoşlandığı yada hoşlanmadığı vardı. Yürümesi,
giymesi vb. Peygamberimizin şahsını ilgilendiren
durumlardır.
İşte bu yüzden fıkıh alimlerimiz,
sünneti hüküm itibarıyla ikiye ayırmışlardır.
1-
Sünnet-i Hüda ::: İbadetü taat ile ilgili
2-
Sünen-i Zevaid ::: Âdet ile ilgili davranışlar
Sünnet-i Hüda- sevap yapana…. Yapmayan
isaat işlemiş kınanır. Azarlanmayı hak eder.
Cemaatle namazı ezan … ikamet vb.
“ANCAK….BİR SÜNNETİ SENİYEYİ KÜÇÜK
GÖRMEK…. SÜNNETİN SAHİBİNİ HAFİFE ALMAK MANASINI
TAŞIDIĞINDAN KÜFÜR’DÜR…”
Sünnet-i Zevaid ::: Peygamberimizin
giyinmesi,,, oturup kalkması yani insan olmanın
gerektirdiği hal ve hareketler. Terki mekruh olmaz.
Yapmayan kınanmaz. Çünkü bunlar Peygamberimizin
ibadetle değil, âdet ile ilgili davranışlardır..
D- PEYGAMBERİMİZİN HÂKİM OLARAK VERMİŞ OLDUĞU
HÜKÜMLERİ
Allah Rasülü 2 yada daha çok kimsenin orasında
meydana gelen anlaşmazlıkların çözümü hususunda
vermiş olduğu hükümler vardır.
Bu hükümler ile dini mesele hakkındaki
sorulara verilen cevaplar arasında fark vardır. Bu
birincisi bağlayıcı değil ikincisi bağlayıcı
özelliği vardır.
Allah Rasülü: “Şüphesiz
ben ancak sizin gibi bir insanım. Zaman olur ki bana
sizden davacılar gelir de bazınız (haksız iken)
maksadını bilir; ben de o güzel ve düzgün sözleri
zannederek onur, lehine karar vermiş olabilirim.
Böyle kimin lehine bir müslümanın hakkını gasbetmiş
isem (hükmetmiş isem) (o bilsin kiè
haksız olduğunu bildiği halde) haklı gözüken…..
ancak ateşten bir parçadır. İster alsın…. İster
bıraksın…”
Buhari….
E- PEYGAMBERİMİZİN DEVLET BAŞKANI OLARAK
DAVRANIŞLARI
Peygamberimizin diğer bir görevi
devlet başkanlığıydı. Peygamberlik ile yöneticilik
arasında ince bir sınır vardır. Devlet başkanlığı
toplum yararı, kamu yararı vardır. Mesela Allah
Rasülü :
……………………………………………………………………………………………………………
“Kim ölü
bir toprağı ihya eder (işleyerek kullanır hale
getirirse ) o toprak onundur.” Tirmizi
Şimdi bu olur mu? Mümkün değil. Çünkü
İmam-ı Azam “Ölü toprağı ihya etsen de devletin izni
şarttır.” demiştir.
 
SONUÇ
  

“ Yemin olsun ki muhakkak
size Allah’ın Rasülünde güzel örnekler vardır.
Allah’ı ve ahiret gününü uman ve Allah’ı çok anan
kimseler için.”
Ahzap – 21 –
Rabbımız Kur’an-ı Kerimi Rasülü Kibriya
Efendimize göndermiş, Allah Rasülü tatbiki olarak
açıklamış, uygulamıştır.
Allah Rasülünün bir sıfatı Tebliğ’dir.
Diğer peygamberler gibi….
Sünnete gerek yok, Kur’an elimizde, o da
yeterli diyenler… Her devirde olmuştur…. Olacak da……
Ama ilkbahar’da çabuk büyüyen otlar
vardır. Yağmuru yedikçe büyür… büyür… Ama 10 – 15
gün yağmur yağmayınca kurur ya! Böylece
düşünenlerde, böyle şöyle demelerine fazla önem
vermemek lazım. Yoksa kendilerini bir şey
zannederler.
M.Emin YAĞMUR
Orduzu Kireç Ocağı
Camii İmam-Hatibi
 |