SÜNNET VE TEŞRİDEKİ YERİ
  

            Sünnet è  sözlükte yol ve adet demektir. Bazı ayet-i Kerimelerde de bu manada kullanılmıştır.

Metin Kutusu: Nisa - 26

 

 

 Allah size bilmediklerinizi açıklamak ve sizi sizden öncekilerinin sünnetlerine-yollarına - iletmek ve günahlarınızı bağışlamak istiyor. Allah Alim ve Hakim’dir.” buyurulmuştur.

 

            Allah Rasülü de : “Her kim İslam’da güzel bir sünnet(çığır, yol) açarsa; kendisinden sonra onunla amel edilirse, o kimseye bu çığırla amel edenleri ecri kadar sevap yazılır,amel edenlerinde ecrinden de bir şey eksilmez.her kimde İslam’da kötü bir sünnet (yol,çığır) açar da kendisinden sonra onunla amel edilirse, o kimseye açtığı bu çığırda amel edenlerin günahı kadar yazılır,amel edenlerin günahlarından da bir şey eksilmez. buyurmuştur.                                                                                                                         

            USUL- İ FIKIH AÇISINDAN SÜNNET

 

Peygamberimiz Kur’an’dan başka sözü ve davranışlarıdır. (Müslim-ilim,6) Bu tarife göre sünnet,dini hükümlerin kaynaklarındandır.                                                                

1.      Kaynak èKur’an-ı Kerim    2. Kaynak è Sünnet’tir

 

FURÛ- I FIKIH AÇISINDAN SÜNNET……

 

Farz ve vacip olmayan,işleyene sevap, terk edene – kınama ve azarlama yapılsa da-ceza gerekmeyen dinî bir hükümdür.

 

Şu iş sünnettir…..denildiği zaman,Farz ve vacip değildir,demektir…..Dinî bir hüküm olup…..delil değildir.Öğle Namazının sünneti gibi. 

 

Biz burada Usûl-ı Fıkıh açısından sünnet konusu,üzerinde durmaya çalışacağız.

 

Sünnet 3 kısımdır.

 

1-      Kavli Sünnet : Peygamberimizin sözü demektir.

Her iyi iş sadakadır. (Buh. Müslim)

 

2-      Fiili Sünnet   : Peygamberimizin iş ve davranışlarıdır…

 

Allah Rasülü – Nebi Salallahu Aleyhi ve Selem, namaz için tekbir aldığı zaman ellerini kulaklarının hizasına kadar kaldırdı… ( 5 )

 

3-                 Takriri Sünnet :  Peygamberimizin, başkalarının yaptıkları işleri gördüğü veya söyledikleri sözleri duyduğu halde ses çıkarmaması ve onları uygun görmesidir.

Enes b. Mâlik (r.a.)’ın şu rivayeti.

  

Biz, güneş battıktan sonra akşam namazından evvel iki rekat nafile kılardık. Peygamberimiz bizi görürdü de ………….. bize bunu ne emreder ne de yasaklar idi..

           

Peygamber her şeyden önce insandır. Ancak bir peygamberdir de. Devlet başkanıdır.  Bu itibarla Allah rasülüne sünnetini insan olarak, peygamber olarak ve devlet başkanı olarak söylediklerine göre değer kazanmıştır.

 

İşte İslam uleması, Peygamberimizin söz ve davranışlarından dolayı bağlayıcılık bulunup bulunmaması yönüyle gruplara ayrılmıştırlar…

 

ALLAH RASÜLÜN - PEYGAMBER OLARAK SÖZ VE DAVRANIŞLARI

 

Peygamberimizin görevi, dini hükümleri tebliğ olduğu için davranışlarının çoğu bu mahiyettedir. Cenab-ı Hakkın kendisine açık ve gizli olarak vahyettiklerini insanlara duyurmaktır.

Bu itibarlara ”Sünnet”….

           

a) Vahy olan sünnet :::: Cebrail (a.s) Peygamberimiz Kur’an’ı vahyettiği gibi sünneti de Peygamberimize

                       

Yani mana Vahy olup ….söz… Peygamberimize aittir.  Buhari ve Müslim’in rivayetinde şu hadis bu konuyu açıklamaktadır….

 

Bir kare Peygamberimiz, ashaptan bazıları ile oldukları halde Mekke civarındaki ”Cirane” adı verilen yerde bulunuyordu. Bu esnada bir adam gelerek;

 

Ey Allah’ın Rasülü, güzel koku sürünmüş olarak umre yapmak üzere ihram girenin durumu nedir? diye sorar… Allah Rasülü cevap vermedi bir süre bekledi.

(Derken Allah Rasülüne vahiy geldi) ve Umreden soran kimse nerede? buyurdu… Bunun üzerine soru soran adam geldi. Peygamberimiz “Vücuduna ve elbisene sürülen kokuyu üç defa yıka, üzerindeki elbiseni çıkart ve bundan sonra haccederken yaptığın gibi yap.” buyurdu.  (Buh. Um.10- Müslim Hac 1)

 

Allah Rasülü beklemiş ve vahyi beklemiştir…

 

b) İlham sünnet :::: Bu sünnet çeşidi ilham ürünüdür. Yani konu Peygamberimizin kalbine doğdurulur.

  

            Şüphesiz Ruhu’l Kudüs (Cebrail (a.s.)) kalbime şunu üfledi : “Hiç kimse, bütün rızkını tam olarak almadıkça ölmez.” (Aclün-i…..)

 

            c) Peygamberimizin Kendi içtihadıyla Oluşan Sünnet  :::: Bu sünnet her ne kadar Allah Rasülünün kendi içtihadı ise de vahyin sukut şeklinde tasdikinden geçtiğinden vahiy mertebesidir…

           

            Şu gerçek ki, …… Peygamber söz fiil ve davranışlarında hatta takrirlerinde Cenab-ı Hakkın kontrolündedir. Din ile ilgili söz fiil ve davranışları vahiy veya vahiy mertebesindedir……

            Şayet içtihadıyla bir yanlışlık vahiyle düzeltilir idi. Nitekim Tebük seferi için özür beyan edenlere, Peygamberimiz müsaade vermesi…. Bunun üzerine Yüce Allah:

 

            “Allah seni affetsin, fakat doğru söyleyenler sana iyice belli olup, sen yalancıları bilinceye kadar onlara niçin izin verdin?” Tevbe – 43- Nazil oldu. Peygamberimiz hatasından dolayı uyarıldı.

 

            Peygamberimizin  Peygamberliğinden dolayı söylediği, fiili ve takriri Kur’an’dan sonra gelir, bu hüküm daha tartışılamaz. Bu sünnete uyma zorunluluğu vardır. Allah Rasülünün hata etmesi, hataya düşmesi tasavvur edilemez. Peygamberimiz Allahû Teâlâ’nın gözetimi ve denetimi altındadır…. Kur’an-ı Kerim’de, önce Peygamberimize iman edilmesi gerçeğini işaret etmektedir….

 

     

Ey Mü’minler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberime indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman(da sebet) ediniz. Kim Allah’ı, Meleklerini, kitaplarını, Peygamberlerini inkar ederse tam manasıyla sapıtmıştır.

 

 

            Allah Rasülü….  “Bana itaat eden Allah’a itaat etmiştir. Bana isyan eden de  Allah’a isyan etmiştir.” ( Buh. Cih.109. Müs.İm.8)

 

            Allah Rasülü:

 

            “Size neyi emredersem onu alın. Sizden neyi nehydersem ondan vazgeçin.

 

            Sünnet’in iki önemli işlevi var.

 

1-      İşlevi Kur’an-ı açıklıyor.

2-      İşlevi Kur’an’da bulunmayan bir durumu açıklamaktadır.

 

        

 

            Kur’an-ı Kerim yeterli olmaz mı? Sünnete ihtiyaç var mı? sorusuna….

 

            Sünnet de Kur’an gibi vahiydir. Lafıs olarak olmasa da mana itibarıyla Peygamberimize vahyolunmuştur…..

 

            Kur’an-ı öğreten, açıklayan tefsir eden Allah Rasülüdür. Kur’an-ı Allah Rasülünden kabul edip O’nun söz ve fiillerini kabul etmemek akıl işi değildir.

 

            Kur’an nasıl vahyolduysa sünnet de öyle vahyolmuştur. Bazıları kasıtlı olarak işte o zamanın sahabesine yönelik Allah Rasülü hadis yazmayı yasakladığını kanıt gösterirler, doğru ama hadisle Kur’an karışmasın diye istemiştir. Allah Rasülü Kur’an-ı Mübin’de  “Namaz kılın ve zekatı veriniz.” Bakara 110 – Namaz ve zekat farz olduğu anlaşılıyor. Nasıl eda edilir. -Kimlere farzdır? -Gündemi?- Ay damı?- Yılda mı? şartları nasıl vs…

 

            İşte bütün bunları bize öğreten sünnettir. Sünneti dikkate almadan İslam anlaşılmaz, yaşanmaz.

 

            Ashaptan birisi Oruçlu iken unutarak yemiş veya içmişti. Durumu è Allah Rasülüne sordu è Peygamberimiz de :

 

 

            “ Bir adam oruçlu olduğunu unutur da yer ve içerse (orucu bozulmaz) Orucunu tamamlasın. Çünkü oruçluyu Allah yedirmiş ve içirmiştir.” 

 Bu hadisle                                         

 

                                               

 

            “Yanılarak yaptıklarınızda sizin için vebal yoktur.  - Ahzap - 5

 

 

B- PEYGAMBERİMİZİN VAHYE DAYANAN DÜNYA İŞLERİYLE İLGİLİ SÖZ VE DAVRANIŞLARI

 

            Peygamberimizin din ile ilgili olmayan bir konuda bir insan olarak görüşmeleri de vardır.

 

            Peygamberimiz Medine’ye gelince, Medine bahçelerinde ağaçlara aşı yapanları görünce…. sormuştu:

 

-          Ne yapıyorsunuz? Onlar:

           -  Biz bunu daha çok ve daha değerli hurma elde etmek için yaparız. .Peygamberimiz : “Bunu yapmazsanız umuyorum ki daha iyi olur.” Bu uyarı ile aşılmaya son verildi. Bunun üzerine yemişler verimsizleşmeye başlayınca, Allah Rasülü: “Ben ancak bir insanım, size dininizle ilgili olanı alın. Dünyevi işlerde muhayyersiniz. Çünkü dünyalık işlerde bende bir insanım.

 

            Diğer bir hadiste : “Ben ancak sizin gibi bir insanım. Allah tarafından vahyedilen ve sizlere ilettiklerim şeyler doğrudur. Ama dünya ile ilgili kararlarda isabet de ettiririm, hata da

 

            Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz Bedir savaşında Orduyu Bedir kuyularının  uzağına yerleştirmişti. Sahabeden Habbab b. El- Münzir (r.a.) kendisine :

- Ya Rasülullah buraya yerleşmemizi Allahu Teâlâ mı emretti?

Allah Rasülü:

- Hayır dedi. Bunun üzerine Habbab b. El- Munzir (r.a.) buranın  konum itibarıyla uygun olmadığını bildirmesinin üzerine konum itibarıyla uygun olmadığını bildirmesinin üzerine konum uygun olan yere taşınılmıştır. Daha bir çok örnek var…

  

 

C- PEYGAMBERİMİZİN TABİÎ VE BEŞERÎ DAVRANIŞLARI

           

            Peygamberimiz, Kur’an-ın beyanı üzere bir insandır. Peygamberimizin insan olma vasıflarıyla davranışları sünnete uyma ve bağlayıcılık yönünden aynı değildir.

 

            Peygamberimiz yemek çeşitlerimden hoşlandığı yada hoşlanmadığı vardı. Yürümesi, giymesi vb. Peygamberimizin şahsını ilgilendiren durumlardır.

 

            İşte bu yüzden fıkıh alimlerimiz, sünneti hüküm itibarıyla ikiye ayırmışlardır.

1-      Sünnet-i Hüda  :::  İbadetü taat ile ilgili

2-      Sünen-i Zevaid :::  Âdet ile ilgili davranışlar

 

            Sünnet-i Hüda- sevap yapana…. Yapmayan isaat işlemiş kınanır. Azarlanmayı hak eder. Cemaatle namazı ezan … ikamet vb.

 

            “ANCAK….BİR SÜNNETİ SENİYEYİ KÜÇÜK GÖRMEK…. SÜNNETİN SAHİBİNİ HAFİFE ALMAK MANASINI TAŞIDIĞINDAN KÜFÜR’DÜR…”

 

            Sünnet-i Zevaid ::: Peygamberimizin giyinmesi,,, oturup kalkması yani insan olmanın gerektirdiği hal ve hareketler. Terki mekruh olmaz. Yapmayan kınanmaz. Çünkü bunlar Peygamberimizin ibadetle değil, âdet ile ilgili davranışlardır..

D- PEYGAMBERİMİZİN HÂKİM OLARAK VERMİŞ OLDUĞU HÜKÜMLERİ

 

            Allah Rasülü 2 yada daha çok kimsenin orasında meydana gelen anlaşmazlıkların çözümü hususunda vermiş olduğu hükümler vardır.

 

            Bu hükümler ile dini mesele hakkındaki sorulara verilen cevaplar arasında fark vardır. Bu birincisi bağlayıcı değil ikincisi bağlayıcı özelliği vardır.

 

            Allah Rasülü: “Şüphesiz ben ancak sizin gibi bir insanım. Zaman olur ki bana sizden davacılar gelir de bazınız (haksız iken) maksadını bilir; ben de o güzel ve düzgün sözleri zannederek onur, lehine karar vermiş olabilirim. Böyle kimin lehine bir müslümanın hakkını gasbetmiş isem (hükmetmiş isem) (o bilsin kiè haksız olduğunu bildiği halde) haklı gözüken….. ancak ateşten bir parçadır. İster alsın…. İster bıraksın…” Buhari….

 

E- PEYGAMBERİMİZİN DEVLET BAŞKANI OLARAK DAVRANIŞLARI

 

            Peygamberimizin diğer bir görevi devlet başkanlığıydı. Peygamberlik ile yöneticilik arasında ince bir sınır vardır. Devlet başkanlığı toplum yararı, kamu yararı vardır.  Mesela Allah Rasülü :

 

……………………………………………………………………………………………………………

 

            “Kim ölü bir toprağı ihya eder (işleyerek kullanır hale getirirse ) o toprak onundur.” Tirmizi

 

            Şimdi bu olur mu? Mümkün değil. Çünkü İmam-ı Azam “Ölü toprağı ihya etsen de devletin izni şarttır.” demiştir.

           

 

                      SONUÇ                             

                                            

                       

 

 

           Yemin olsun ki muhakkak size Allah’ın Rasülünde güzel örnekler vardır. Allah’ı ve ahiret gününü uman ve Allah’ı çok anan kimseler için. Ahzap – 21 –

 

            Rabbımız Kur’an-ı Kerimi Rasülü Kibriya Efendimize göndermiş, Allah Rasülü tatbiki olarak açıklamış, uygulamıştır.

 

            Allah Rasülünün bir sıfatı Tebliğ’dir. Diğer peygamberler gibi….

 

            Sünnete gerek yok, Kur’an elimizde, o da yeterli diyenler… Her devirde olmuştur…. Olacak da……

 

            Ama ilkbahar’da çabuk büyüyen otlar vardır. Yağmuru yedikçe büyür… büyür… Ama 10 – 15 gün yağmur yağmayınca kurur ya! Böylece düşünenlerde, böyle şöyle demelerine fazla önem vermemek lazım. Yoksa kendilerini bir şey zannederler.

      

 

M.Emin  YAĞMUR

                                                                                                         Orduzu Kireç Ocağı

                                                                                                         Camii İmam-Hatibi

 
© 2006 kirecocagicami.com // Designed and Coded By // PC KİREÇ OCAĞI CAMİ //Sami GÖNCÜ // 44170 // MALATYA