İster mazeret sebebiyle, ister mazeretsiz olarak,
vakit içinde eda edilmemiş olan farz ve vacip
namazlar….. en kısa zamanda kaza ederek borçlar
ödenir. Kaza kılmak amacı olsa dahi 5 vakit
namazın sünnetini terk etmezler. Bunun dışında kaza
namazlarını ifa ederler.
Ancak bahar otu gibi son zamanlarda
kaza namazı hakkında çok tartışma ortamı açılıyor.
Şöyle ki ; Şimdiye kadar kılmış
olduğun sünnetler, eğer kaza namazın varsa ; onun
yerine geçermiş……
Yada şimdi kazan varsa sünnet namazlara
eski kaza namazlarına birlikte niyet etmeliymişsin
vs. vs…….
Tamam ilk önce farzdan hesaba çekileceğiz,
eksikleri nafile ile tamamlanacağına dair rivayetler
var.Ama meşru mazeretlerle, mazeretsiz kaza namazı
hakkında görüşler var….
Şimdi bu sorulara cevap arayalım.
El cevap………
Namaz dinimizin direği en önemli
ibadetidir… Kelime şahadetten sonra İslam binasının
2. direğidir. Farziyeti kitap, sünnet ve icma ile
sabittir. Meşru mazeret bulunmadan namazı kazaya
bırakmak büyük günahtır.
Namaz ve oruç edası belirli bir vakte
bağlanmış…. İbadetin ifası ve vakti içinde ifa
edilmeyen bu ve benzeri ibadetler ibadetin kazası
ile ifâ olunuyor ama geçen vakit bir daha dönmüyor…
Namazın terki için, dinimizde meşru bir sebep
mazeret yoktur.. Ancak unutma.. uyku..
şuur dışı haller vardır. Oruçta- Seferi-
çok yaşlı- çok hasta- savaş vs
( Yine bu halde tutulması halinde kabuldür. Daha
Sevaptır.)
Allah’u Teala hiç kimsenin gücünün
yetmediği bir şeyi ifa ile mükellef tutmamıştır.
Nitekim Bakara 286’da : “
Allah kişiyi ancak gücünün yettiğinden sorumlu
tutar…”
buyurmuştur. Bu itibarla asıl vaktinde meşru bir
mazereti bulunan, sonra kaza etmesi halinde sorumlu
olmaz. Fakat meşru mazereti olmayan kişi sonra
kaza etmekle sorumluluğu bitmiyor. Ayrıca tevbe,
istiğfarın yanında günahın affı için dua ile,
niyaz ile, iyi işler ile ve nafile ibadet
yapmalıdır.
Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de Hud süresi
è
114’de : “
İyilikler , kötülükleri ( yani günahları) giderir.”
buyurmaktadır.
i-Bir
Müslüman namazını ya uyku, unutma, dalgınlık,
kıldığını zannetmesi gibi durumlar meşru
mazeretlerdir. Ancak hemen kaza etmesi lazım.
Bakın Allah Rasülü : “
Her kim bir namazı unutur veya ondan gaflet edip
uyuyakalsa, onu hatırladığında hemen kılsın. Onun
bundan başka kefareti yoktur.”
buyurmuştur.
Burada şu çok önemli bilhassa sabah namazında
kendini biri kaldıran yok, ezanı duymuyor, saati
yok.. Yada geç yatıyorsa bunlar ayrı ayrı
değerlemeye tabi tutulur…
Bir defasında Allah Rasülü bir kişiyi namaza
uyandırmakla görevli bırakmış ve çok yorgun
olduklarından uykuya dalmışlar. Sefer durumu
nedeniyle çok yorgun olduklarından o görevlide
uykuda kalmışlar. Uyanınca güneş doğmuş, artık
sabah namazının vakti çıkmış. Yine de Allah Rasülü
güneş iki mızrak yükselince ashabına Cemaatla namaz
kıldırmıştır.
Hendek savaşında zor bir günde, Allah Rasülü ve
Ashabı öğle, ikindi ve akşamı kılamadılar da
Peygamberimiz Yatsı vaktinde öğle, ikindi ve akşamı
cemaatle kaza kıldırdı daha sonra Yatsı namazını
kıldırmıştır.
Mazeret olması durumunda kaza edilmesi Allah
Rasülünün kavli ve fiili sünneti içerisindedir.
i-Kasten
namazın terki büyük günahtır. Bunun telafisi kaza
ile mümkün değildir. Çünkü Allah Rasülü, kaza
namazını meşru mazeretle kılınması uygulaması
vardır. Ancak…. Hz. Ömer, Sa’d b. Ebi Vakkas, ibni
Mesud, Selman Farisi gibi sahabeye göre mazeretsiz
kazaya kalan namazın, kazası FARZ’dır.
Mezhebimize göre üzerinde ister az, ister çok kazası
bulunan kimselerin, gerek farz namazlarla birlikte
kılınan revatip sünnetlerini, gerek Peygamber
Efendimizin tavsiye ettiği regaip sünnetler,(
Teravih, Teheccüd, tesbih, dua, Tahhiyetül Mescid,
Ebvabin….) üzerinde kazası olsa da bu namazları
kılmasında sakınca olmamakla beraber, kaza namazına
öncelik vermesi evladır. Efdaldır.
Şafi mezhebi üzerinde kazası olanın
nafile kılmasını haram; Maliki günah işlediğini,
Hambeli ise sünnet dışında nafile ile uğraşmayı
haram addetiyor. Kısaca şafi harici diğer 3 mezhep
kaza borcu olanın Nafile kılmaları caizdir. Ama en
evlası önce kaza, kaza, yine kaza deniyor.
Diğer bir görüş üzerinde mazeretli kazası varsa
sünnet namazlarını kılabileceğini yok mazeretsiz
kazası varsa önce kaza sonra sünnet deniliyor.
Vaktinde eda edilmeyen namaz ister mazeretli ister
mazeretsiz olsun kaza edilmesi zaruridir.
Hem kazaya niyet, hem o günün namaz vakitlerinden
birinin farzından önce yada sünnetine niyet durumu
hakkında.. Bazıları böyle bir şeye cevaz verenler
var olsa da HANEFi, FUKAHASI CAİZ GÖRMÜYOR…..
Böyle farz, biri sünnet tabi ki farza niyet etmiş
gibi olur. Farz sevabı alınır. Nafile sevabı diye
bir şey olamaz.
Sünnet namazı yerine kaza namazı kılan günahkar
olmaz. Kaza olarak kıldığı namaz sahihtir. Ancak
sünnetin sevabını kaybederler. Mazeretsiz Allah
Rasülünün sünnetini terkten dolayı isâet (Hoş
olmayan bir davranış ) işlemiştir.
Zaten hesap günün de ilk sorgu namaz olacak, Namazda
eksiklik olması halinde, Ey meleklerim bakın kulumun
nafileleri varsa onunla tamamlayın denmesi. (Hadis)
Demek ki farzlarda ki eksikler, noksanlar nafileler
ile tamamlanacağı belirtilmektedir.
Kaza namazı hususunda şu dikkat edilmesi gereken bir
durumdur. Eğer üzerimizde 6 vakitten az kaza namazı
varsa önce kaza namazı daha sonra vaktin namazını
kılmak esastır. Yo üzerinde 6 vakit daha fazla
kazası olan sıraya gerek yok… İster en önce
kalandan, yada en sonra kalandan kılmasında bir
sakınca bulunmamaktadır. Buna Sahib-i Tertip denir.
Yani “
Niyet ettim Allah rızası için kazaya kalan ilk
sabah namazının Farzını kılmaya… Ya da son sabah
namazının farzını kılmaya”
denebilir…..
Üzerinde kazası bulunan kardeşim, hemen kazalarını
ifa et… Nafile ile uğraşma, vaktin sünnetlerini
kıl…………………….
Bir vakit namazın ödemesi dünyanın tüm servetine
karşılık olarak hayrü hasanat ya da kefaret dağıtsan
ödeyemezsin. Tek ödeme yolu kaza namazı kıl ve tevbe
istiğfarda bulun. Allah’tan af dile!……………
Yaşlı, çok hasta için oruçta, fidye var ise de, o
oruç için geçerlidir. Namazda böyle bir şey yok…..
Ayakta kılamıyorsan; oturarak… Oturarak
kılamıyorsan; ima ile kılmalısın.. İma ile
kılamıyorsan; İyileşince kaza edersin… Ölürse fidye
yok. Allah affedicidir…..
Vasiyet eden kimsenin malının 1/3’ü gereğince
tasadduk edilirken 2/3’ü mirasçıya kalıyor.
Bir başkası adına oruç tutulmaz, namaz kılınmaz.
Ancak yapılan sevabı bağışlarsın bunda sakınca yok …
Bazı bölge ve yörelerde ıskatı salat diye namaz
borcuna karşılık fitre karşılığı vakit namazı
adedince sadaka dağıtmasında dinen böyle bir
uygulama bulunmamaktadır.
M. Emin YAĞMUR
Orduzu Kireç Ocağı
Camii İmam-Hatibi