Bir namazı vaktinde kılmaya, “Eda”
Vakti çıktıktan sonra kılmaya ise,
“Kaza” denir.
Namazı
bile bile, özürsüz olarak vaktinden sonraya bırakmak
büyük günahtır. Bundan dolayı kaza edilen namaz
yanında Cenab-ı Hak’tan af dilemek lazımdır.
Beş vakit namazın farzları ile vitir
namazı kaza edilir. Vakit çıktıktan sonra sünnetler
kaza edilmez. Yalnız sabah namazını vaktinde
kılmayan kuşluk vaktinde sabah namazının sünnetini
ve farzını kaza ederiz.
Kaza namazı üç vakitte kılınmaz. Güneş doğarken,
tepedeyken ve batarken kılınmaz. Gece, gündüz her
zaman kılınır.
Üzerinde altı vakitten az kazası olan
tertibe uyar. Öğle kaza olmuş ve ikindi girmişse
önce öğle, sonra ikindiyi kılması lazım. Üzerinde
tertib olmayan yani altı vakit namazdan fazla kazası
için sıra şart değildir.
Sabah namazında cemaatle kavuşmak için zaman varsa
önce sünnet sonra farza uyulur. Sünnet kılmaya zaman
yoksa farza uyulur. Sonra sünnet kaza olmaz.
Kaza namazlarında belirlenmiş kaza
namazının günleri bilinmiyorsa şöyle niyet olur.
“Niyet ettim
Allah Rızası için kazaya kalan ilk sabah – (ilk
öğle, ilk ikindi, ilk akşam, ilk yatsı, ilk
vitir...... yada son sabah, son öğle, son ikindi,
son akşam, son yatsı, son vitir ) namazının farzını
kılmaya” diye niyetlenilir.
Kaza mı ? Nafile mi ? Üzerine kazası olanın nafile
namazlarla meşgul olması hoş değildir. Ancak beş
vakit namazının sünneti bunun dışındadır. Kaza
namazı olanların nafile yerine kaza kılması daha
uygundur.
Oruç ibadetinde yaşlılık yada
hastalıktan dolayı orucunu tutamayan kimse,
iyileşince, takatı olunca tutar. İyileşme ümidi
olmayan kişiler fidye öder.... Ama namazda böyle bir
şey yok.....
M. Emin YAĞMUR
Orduzu Kireç Ocağı
Camii İmam-Hatibi