HAC İLE İLGİLİ TÜM BİLGİLER

 

 

 

Bismillahirahmanirrahim

HAC NEDİR ?

Hac, müslümanların Allah’a doğru yükselmesinin göstergesi, müslümanların kaynaştıkları, tanıştıkları, kalplerinin birbirine yakınlaştığı müstesna bir ibadettir.

         Hac, kulların Allah’a (c.c.)  dönüşünü temsil eder. Hac aslında bünyesinde birçok özellikleri, sembolleri barındırma açışından çok yünlü ve çok önemli bir ibadettir. Bu sebeple hac ibadetinin tam hazzını alabilmek, algılayabilmek için hacdaki her fiil ve davranışlardaki anlam ve algıyı iyi kavramamıza bağlıdır.

            Bir Müslüman hacca gidebilecek güç ve imkânını bula biliyorsa, hemen bu çağrının mutahabı olmaktadır. Zaman geçirmeden bu davete kulak vermelidir. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’den: “ Gitmeye yol bulanların Beyt’i haccetmeleri insanlar üzerinde Allah’ın bir hakkıdır.”  ( Al-i İmranè 97) 

Gitmeye yol bulanlara her yıl tekrarlanarak bir çağrı yapılır. Bu çağrı Allah’ın Beyt’ine bir davettir. Bu daveti alanlar lebbeyk diyerek davete icabet ederler.  Davetin sahibi Allah(c.c.) misafir ise davete icabet edecek olan müslüman. Bu müslüman Allah’ın misafiri konumuna ulaştığı ulvi bir makamdır hac. 

Yolculuk nereye yapılırsa yapılsın zahmetlidir. Yolculuk ne ile yapılırsa yapılsın zordur. Bu sebeple dinimiz sefer niyetiyle 90 km üzeri yola çıkanı seferi kabul ederek kolaylıklar getirmiştir.   

 Hac yolculuğu, heyecanı, sıkıntısı bol olan bir yolculuktur ama yaradanın misafiri olan hacı adaylarımız bu çilelerini sabır deryasında eritirler. Daha dün atalarımızın çektikleri sıkıntılar akla gelince bizim bugün üç beş saatlik yolculuğumuza, rahatlığımıza, ne kadar şükretsek azdır.

                             Hacca Hazırlık

 Ömürde bir defa yerine getirilmesi gereken olan hac ibadeti kul için çok önemli bir ibadettir. Günahlardan arınmak için, bundan sonraki hayatına yön vermede çok önemli bir işlevi bulunan hacca hazırlanmak lazımdır.

 Hacı adayları önce kendilerini gösterişten, hac ibadeti sayesinde bazılarının yanında itibar kazanma ya da isminin başına hacı falan getirmek kaygılarından çok uzak olmalıdır.

 Bu sebeple hacı adayımız ihlâslı, samimi ve Rızayı Hak için bu ibadetini başlayıp bitirmelidir.

 Hacı adayımız gerek hac hazırlığında gerek hac uygulamasında ve gerekse de hac dönüşü yaşamında Allah’ın rızasını kazanmaya yönelmelidir.

 Hacı adayı, yaşamında, yaşantısında Rabbimizin emirlerine aykırı, nehiylerine aykırı hareketlerden kurtulmaya ve bunlara bir daha hayatında yer vermemeye azmederek hac gibi günahları arındıran bu ulvi ibadetten faydalanmayıp ta neden faydalanacak.

         Hacı adayı çok tefekkür ederek, yaşamına çeki düzen verecek, önceki yaşantısında yanlışları varsa tevbe edecek, gözyaşı dökecek ve bir daha o yaşama dönmemek için bol bol dua edecek. Böyle bir gayrete girene Rabbimiz yardım edecektir. 

Hacı adayı kardeşlerimiz mutlaka üzerinde hakları oluşmuşlarla helalleşmelidir. Küs oldukları ile barışmalıdır. O kutsal mekânlarda iç yaşamını olumsuz duygu ve düşüncelerden muhafaza açısından çok önemlidir. Haklıda olsan varsın, sen yinede git barış helalleş.

         Hacı adayı, mutlaka iyi bir bilgi almalısın. Hac ile ilgili kitapları, ilmihalleri okumalısın. Çevrendeki bilgileri olanlardan bilgilenmelisin. Zira bu bir ibadet farzı, vacibi, sünneti, müstehabı var. Bu sebeple hacca hazırlanan kardeşim bunları öğrenmesi çok güzel bir davranış olacağı âşikardır. 

Hacı adayı, her şeyden önce şunu iyi kavramalıdır: Bu yapılan yolculuk diğer başka yolculuklara benzemeyen ticari ya da turistlik bir yolculuk değil, bir ibadet yolculuğu Yaradan adına yapılan bir yolculuktur. Rabbimizin misafiri olma şerefine nail olacak hacı kardeşim, mutlaka Rabbimize misafir olma şerefine hakkıyla nail olabilmek şimdiden hazırlıklarını çalışmalarını yapmalıdır. Hacı adayı kardeşimin şimdiye kadar uyulması halinde yapılan organizelerde göstermiştir ki şu kaidelere hem ferdi, hem kafile hem de organizasyon açısından çok olumlu faydalar arz etmektedir. 

1- Hacı adayı mutlaka bir çok hastalığa karşı koruma yapan menenjit aşsısını yaptırmalı ve bu aşıyı yaptırttığına dair kartı olmalıdır.

2- Sürekli bir hastalığı da olup da  devamlı ilaç kullanan hacı adaylarımız, ilaçlarını yanına almalı ve mümkün mertebe kullandıkları ilaçlar için rapor almalılar ve bu raporu yanlarında bulundurmalıdır. 

3- Hacı adayları, kafilenin düzeni ve disiplini açısından görevlilerin talimatlarına uymak zorunda oldukları bilinç üzere hareket etmeleri gerekmektedir. 

4- Hacı adayı, kendisinin dikkat edilmesi gereken bir durumu var ise, kafile görevlilerine, yakın arkadaşlarına çekinmeden söylemelidir. Ben sara hastasıyım gibi.

5- Hacı adayı, tertip, düzen ve intizam açısından ve diğer milletler içerisinde  milletimize, geçmişimize  yakışır şekilde davranmamayı kendine şiar edinmelidir. Bu amaçla Diyanet İşleri Başkanlığı’nca  giyilmesi ön görülen kıyafetler giyilmeli, mutlaka Hacı kimlik kartları boyuna takılı olmalıdır. 

6- Hacı adayı uçağa iniş, binişlerde, pasaport kontrollerinde ve diğer işlemlerde mutlaka sıraya girilmeli hiç kimsenin hakkına tecavüz edilmemelidir. 

7- Hacı adayı, kısaca, bir ibadet seyahati olan hac yolcuğunun kendine ait sıkıntıları olduğunu şimdiden bilmelidir. Bu amaçla sabırlı olmalı, kimseyi üzmemeli, sonradan keşke böyle davranmasaydım diyebileceği davranışlardan uzak durmalıdır. 

8- Hacı adayı,  ayrıca bu ibadet yolculuğunda içerisinde her an bir grubun bir kafilenin içerisinde olduğunu unutmayarak beşeri münasebet, adap ve görgü kurallarına riayet etmelidir. 

9- Hacı adayı, hac yolculuğuna önce Medine’ye gidecekse zaten seferidir. Hac yolculuğuna önce Mekke’ye  gidecekse Mekke’de Arafat öncesi 15 gün yada daha fazla kalacaksa seferilik biter

       -Arafat öncesi Mekke’de 15 gün yada daha fazla kalanlar mukimdirler. Arafat öncesi 15 günden az kalmış iseler seferidirler. Fakat Arafat sonrası 15 gün yada daha fazla kalırsalar o sürede seferi olurlar.           

-Arafat’a  çıkmadan önce Mekke’de seferi olanlar, Arafat’ta Mina’da Müzdelife’de seferidirler. Ancak Arafat dönüşü Mekke’de 15 yada daha fazla kalacaklarsa mukimdirler.

-Hac öncesi yada sonrası olsun Medine’de seferi durumu söz konusudur. Zira Medine’de 8 gün kalınılır. 

Seferi olunca mukim imama uyunca namazlar tam kılınır.

             

Haccın Yapılışı

        Rabbimiz Kur’anı-ı Kerim’inde kullarından yapmalarını yada yapmamalarını istemiş olduğu emir ve nehiyler hakkında  özünü vererek ayrıntılarını, açıklamasını, yapılışını kısaca uygulamasını Kainatın Efendisi Hz.Muhammed (S.A.V.) Efendimize bırakmıştır.

            İşte hac hususunda Allah Rasülü: “Haccı benden öğreniniz, Haccı benim yaptığım gibi yapınız” buyurarak hac ibadetinin yapılışı ondan öğreniyoruz. 

            Kabe’yi ziyaret  ile ilgili olarak hac ve umre olmak üzere iki ibadet vardır. Gücü yeten Müslümanlara ömürde bir defa hac yapmak farz, umre yapmak ise Sünnet-i Müekket’tir. 

            Hac belli bir zamanda ( Şevval, Zilkade ve Zilhicce ayının ilk on günüdür..) Kâbe’yi etrafında kutsal yerleri usulüne uygun olarak ziyaret etmek ve diğer menasikleri icra etmektir.

      Hac (Şevval, Zilkade ve Zilhicce’nin ilk on gününde) umreli ve umresiz yapabilir.           

            Hac ibadeti eda yönüyle üç  şekilde eda edilebilir.

 a) İfrat Haccı               b) Temettu Haccı                     c) Kıran Haccı

 A)    İFRAT HACCI: İfrat  haccı umresiz ifa edilen hacdır. Aynı yılın  hac ayları içerisinde Umre yapmaksızın hac için ihrama girip sadece hac ifa edilir. Bu hac şekline İfrat hacı denir. Şükür kurbanı kesmesi vacip olmaz.Ancak nafile olarak kesebilir.

B)    TEMETTU HACCI : Aynı yılın hac ayları içerisinde umre yapıp(Memlekete gitmemek şartıyla) ihramdan çıkıp, hac için ihrama girerek yapılan hacdır. 

   Temettü haccı yapmaya niyetlenen Mikat sınırında yada daha önceden Umre’ye niyet eder ve ihrama girer. Umresini yaptıktan sonra ihramdan çıkar, zamanı gelince hac için niyet eder ve ihrama girip haccını ifa eder. Şükür kurbanı kesmesi vacip olur. 

C)    KIRAN HACCI :  Aynı yılın hac ayları içinde umre ile haccı aynı niyet ve ihramla yapmaktır.

    Kıran haccı yapacak olanlar Mikat sınırlarında yada daha önceden hem umre’ye hem de hacca beraber niyetlenerek ihrama girerler. Umre’yi yapıp ihramdan çıkmaz haccında ifa ederek ihramdan çıkar ve şükür heydi kesmesi vaciptir.

 Haccın yapılışına bu ön bilgiler akabinden başlayalım.

Mikat sınırı dışından hacca gelen hacı adayları genelde değişik iklim şartlarında  uzun süre ihramda kalma zorluluğunun  getirdiği sıkıntılardan dolayı genellikle Temettu Haccını tercih etmektedirler.

Bizde bu önceliği dikkate alarak Temettu haccının yapılışını üzerinde durup, İfrat ve kıran haccının özellikleri hakkında vereceğiz.

            TEMETTU HACCININ YAPILIŞI

Temettü haccı, aynı yılın hac ayları içinde, önce Umre yapıp ihramdan çıktıktan sonra, ayrı  niyet ve ihramla yapılan hac şeklidir.

Mikat sınırı dışından gelenler (Afakiler) Temettu, İfrat ve Kıran haccı yapabilirken, Mikat sınırı içinde  yaşayanlar (Hill ve Mekki) ancak İfrağ haccı yapabilirler. Temettü ve Kıran haccı yapamazlar.

 Mikat sınırı dışında ikamet eden  hacı adayları afaki ;Mikat sınırı  içinde ikamet eden kişide Mikat sınırı içinde yaşayan Mekki  konumundadır.

 Hac veya umre için ihrama girmek haccın ve Umre’nin şartıdır. Bu sebeple İhrama girmeden ihram girme hazırlığı Mikat sınırı ve öncesinde yapılmalıdır. 

a)      Tırnakları kesilmeli,

b)      Koltuk ve kasık kılları temizlenmeli

c)      Gerekiyorsa, saç ve sakal tıraşı olup, bıyıkları düzeltilmeli

d)      İmkânlar ölçüsünde gusül alınmalı yada abdest alınmalı ve güzel kokular sürünmeli

e)      Erkekler bütün elbiselerini çıkararak sadece İzar ve  Ridâ denilen iki parça örtüye  bürünürler.

Erkeklerin başları açık, ayaklarda çorap yok, ayakkabı olarak terlik giyinirler.

Kadınlar ise normal elbiseleri İhram elbiseleri İhram elbisesidir. Sadece yüzlerini kapatmazlar. 

Bu ön hazırlıkları tamamladıktan sonra Mikat sınırını geçmeden  önce Kerahet vakti dışından iki rek’at İhram Namazı kılmak sünnettir. Namazın ilk rek’atında Kafirun, ikinci rek’atında ihlâs okumak efdaldir.

 NAMAZDAN SONRA

Umre İçin Niyet

Allâhumme innî urîdulumrate feyessirhâlî ve tegabbelhâ minnî” 

 “Allah’ım Senin Rızan için umre yapmak istiyorum. Bunu bana kolaylaştır ve benden kabul et.”

 Hac İçin Niyet

Allâhumme innî urîdulhaccefeyessirhulî ve tegabbelhu minnî”

Allah’ım senin rızan için hac yapmak istiyorum. Bunu bana kolaylaştır ve benden kabul et.” 

Hem Umre, ve hem Hac İçin    ( Kıran Haccı İçin) Niyet 

          “            Allahumme innî urîdulumrate velhacce feyessir humalî ve tegabbelhuma minnî”

Allah’ım, Senin Rızan için Umre ve Hac yapmak istiyorum. Bunları bana kolaylaştır ve benden kabul et.”

 Temettu Haccı yapmak isteyen Mikat sınırında yada daha önceden Umre yapmaya niyetlenir ve akabinde  telbiye getirir.

 

“Lebbeyk Allahümme lebbeyk, lebbeyke la şerike leke lebbeyk, innel hamde ve’n-ni’mete leke ve’l mülk lâ şerike lek.”

 “Allah’ım!Davetine icabet ediyorum. Emrine boyun eğdim. Bütün varlığımla  sana yöneldim. Senin hiçbir ortağın yoktur. Tekrar tekrar davetine icabet ediyorum. Şüphesiz hamd sana mahsustur. Nimet senindir mülk de senin… senin hiçbir ortağın  yoktur.” 

Bu şekilde niyet edilip telbiye söyleyince İhrama girilmiş olur. Ancak İhrama girmeden önce İhram hazırlıklarını yapmak sonra niyetlenerek telbiye getirmek riayet edilmesi gereken davranışlardandır.

 Özel hali olan kadınlarda İhramdan önce gusül almaları güzel olur, zira bu gusül temizlik içindir. Özel hali olan kadınların dikkat etmesi gereken bir diğer durumda, adetleri bitmeden Arafat’a çıkmak zorunda kalacaklarsa İfrat haccına niyet etmelidirler. 

Mekke  çevresinde İhrama girmek için belirlenmiş noktalar vardır.. Mikat sınırı  dışından hacca yada Umre’ye gelenler bu sınırları İhramsız geçemezler 

a)      Doğrudan Mekke’ye gidecek olan hacı  adayları ister evinde, ister hava limanında, ister uçakta, yada karayolu ile Medine’den sonra Zul-Huleyfe’de de İhramlanırlar.  

b)      Doğrudan Medine’ye gidecek olan Mikat sınırı içine girse de  çıksa da  İhram gerekmez. Medine ziyaretini tamamlar ve hac yada Umre için Mekke’ye yönelen Medine’ye 11 km uzaklıkta bulunan Zül-Huleyfe(Ebyâr-i Ali)’de ihrama girerler. 

Hac veya Umre yapacak olanların Mikat sınırını İhramsız olarak geçemezler. Geçenler dem cezasını öder. Ancak hac yada umre ile ilgili bir mensek yapmadan herhangi bir Mikat sınırına gelse yeniden İhrama girerse ceza düşer. 

Hac için ihrama, hac ayları içinde girilir. Hac ayları öncesinden İhrama girmek mekruh olmakla beraber girilirse de ancak hac menasikinden herhangi bir mensek yapılmaz. 

İhrama girmiş olan kimse için İhram yasakları başlamıştır. Bu yasaklar İhramdan çıkıncaya kadar devam eder. 

İhramlının İhram yasaklarına uyması vaciptir. İhram yasaklarını İhlâl edenler, yasağın çeşidine göre değişen cezaları ödemek zorunda kalırlar.

 İhramlı kimse, cinsel ilişkiye giremez, sevişme, öpüşme, oynaşma gibi cinsel ilişkiye götürecek davranışlar ve şehevi duyguları tahrik edici şeyleri konuşmak İhram yasaklarıdır. 

Elbise giyinmek, tırnak kesmek, saç, sakal tıraşı olmak, bıyık kesmek vücudun herhangi bir yerinde kıllar koparmak yada kesmek, saç,sakal, bıyık yağlamak, boyamak, saçlara jöle, biryantin sürmek, başı yüzü örtmek, eldiven giymek, topuğu kapatan ayakkabı giymek İhram yasaklarındandır.

 Kadınlar oje, ruj kullanmak ve yüzlerini kapatmaları  İhram yasaklarındandır. Kadınlar normal  elbiseleri ihram elbisesidir bunlara koku sürmek erkekler Ridâ ve İzara koku sürmek  koku sürmek İhram yasaklarındandır. 

Ayrıca ihramlı İhramsız fark etmez Harem bölgesinin bitkilerini kesmek, koparmak, hayvanlarını avlamak herkese yasaktır. 

Başkalarına zarar vermek, kavga etmek, sövüşmek, çirkin söz ve davranışlarda bulunmak İhramlıya yasaktır. Zaten her zaman bu davranışlar yasaktır. Ama bunlar ayrıca İhram yasaklarındandır. 

                            İHRAMLIYA YASAK OLMAYAN ŞEYLER İSE ŞUNLARDIR :

 İhramlı dişini çektirmesi, yıkanması, kokusuz sabun kullanması, kırılan tırnağı koparması, zarar veren vücuttaki herhangi bir kılı  koparması, iğne  yaptırması, ilaç kullanması, yaraya sargı sardırması, kol saati, yüzük, kemer, omuza çanta, şemsiye kullanmasında  bir sakınca yoktur. Ayrıca yüzünü ve başını örtmesi şartı ile üzerine  battaniye ve benzeri pardüsüyü omzuna almasında ihramlıya yasak olmayan durumlardır.

 İhramlı  kimse bol bol telbiye, tekbir, tehlil ve salavat-ı şerife söyleyerek bu hac yada Umre   ibadetini süslemesi gerekmektedir. Ayrıca bol bol dua etmelidirler. Çünkü kutsal mekanlardır. 

Biz Temettü haccını anlatıyorduk, Mekke’ye gelen hacı adayı  kardeşimiz  oteline yerleştikten sonra telbiye, tekbir tehlil ve salavat-ı şerifeler  eşliğinde Mescid-i Haram’a doğru giderler.

( Mümkünse gusül alınmalı yoksa zaten Abdestli olunacak) 

Harem-i  Şerif’e varıp, Kâbe’yi  görünce, tekbir,  tehlil söylenir ve ıztıba konumuna  geçilir. Iztıba ridâ denilen üst  kısmı örten  havlunun bir ucunu sağ koltuk altından geçirerek sol omuz üstünden geçirerek sağ omuzu ve kolu ihram dışı bırakmaya denir. Iztıba her tavafta değil sonunda Sa’y olan tavaflarda ve remel yapılan tavaflarda sünnettir. Tavaf bitince sağ kol ve omuz kapatılır. Tavaf namazı Iztıbasız kılınır. Iztıbayı yapıp Umre tavafına niyet yapılır.

“Allahümme innî Urîdu tavâfe beytike’l harâm, feyessirhu lî ve tekabbelhû minnî, seb’ate eşvatin tavâfel- Umrati lillahi Teâlâ azze ve celle.

 “Allah’ım senin rızan için umre tavafını yapmak istiyorum. Bunu bana kolay kıl ve benden kabul eyle!”

 Kıran haccı yapan umre tavafını ve sa’yini yaptıktan  sonra kudum tavafına niyetlenir, İfrat haccı yapanın ilk yapacağı tavaf kudûm tavafıdır. Niyeti,

 “Allahümme inn uridu tavâfe beytşke’l haram-i feyessirhu li ve tekabbelhu minn, seb’a te eşvâtin tavâfe’l-kudûmi lillahi Teâlâ azze ve celle.” 

“Allah’ım senin Rızan için kudum tavafı yapmak istiyorum. Bunu bana kolay kıl ve benden kabul eyle!”

 Kudûm tavafı  kıran ve İfrad haccında ifa etmek Sünnettir. Temettü haccında kudûm tavafı yoktur. 

Temettü haccı yapacak hacı adayımız  Mikate yada daha önce umre niyetiyle ihrama girmişti. Mekke’ye gelince hemen Umre tavafına niyetlenir. Ve tavafa Hacer-i Esved köşesinden  istilam ederek  başlayıp yine aynı köşede tamamlamak kaydıyla Kâbe’nin etrafını yedi defa dolaşarak Umre tavafını bitirmiş oluruz. 

Tavafa başlarken ve her bir devirde hizasına gelince Hacer-i Esved “ Bismillahi Allahu Ekber” denilerek “ İstilam” edilir.  Hacer-i Esved’e izdiham yoksa, kolayca yaklaşmak mümkünse öpülür; yaklaşılamazsa karşısından işaretle selamlanır eller omuza  kadar kaldırılır ve sağ elin içi öpülür. Hacer-i Esved ‘e  kavuşan  ellerini Hacer-i Esved’in içine koyup arasından öper. 

Tavaf esnasında isteyenler tavafın her şavtı için var olan duaları okur, yoksa bildiği duaları okurlar. Ya da  içinden geldiği gibi dua zikir ve tesbih söylerler. 

Umre‘nin Sa’y’i bu tavaftan  sonra yapılacağından dolayı bütün şavtlarında Iztıbalı, mümkün mertebede  ilk üç şavtında Remel yapmak Sünnettir. 

Tavaf sonunda Iztıbaya son verilir ve mümkünse Makam-ı İbrahim’in  arkasında, değilse uygun bir yerde tavaf namazı kılınır ve dua edilir. Bu namaz iki  re’kat  bir namazdır ve her tavaf sonrası kılınır. Sabah namazı Sünneti gibi kılınır ve birinci re’katte Fatiha’dan sonra Kafirûn, ikinci re’katte “İhlas” süresi okunması efdaldir.

 Sonra bol bol zemzem içilir yerleri ıslatmamak kaydıyla üzerine de bir miktar dökebilir. Hacer-i Esved’i tekrardan istilam ederek Umre sa’yini ifa etmek üzere Safa’ya gidilir. Safa’da Umre Sa’y’ine niyetlenir.

 “Allahûmme innî urîdu  en es’â ma beyne’s safâ ve’l merveti, seb’ate eşvatın sa’yel-umrati lillahi Teâlâ azze ve celle”.

 “Allah’ım   senin rızan için Safâ ile Merve arasında, umre sa’yini yapmak istiyorum. Bunun edasını bana kolay kıl ve benden kabul eyle!” diyerek Umre sa’yine başlar. 

Sa’y, Harem-, Şerif’in doğu tarafında Safa ile Merve arasında iki tepecik arasında dört gidiş ve üç geliş olmak üzere toplam yedi şavte sa’y denir. 

Safa ile Merve arası uzunluk  yaklaşık 400 metredir. Bu yürüyüş alanına “Mes’a” denir. Sa’y yapmak vaciptir. Sa’yin aslı  Hz.Hacer anamızın oğlu Hz. İsmail’e su ararken bu iki tepecik arasında  koşmasına anısına dayanmaktır.

 Her gidiş ve dönüşte, vati tabanında yeşil ışıklar işaretlenmiş sütunlar arasında erkeklerin “Hervele” yapmaları, yani süratli çalımlı canlı yürümeleri Sünnettir. Kadınlar hervele yapmazlar. Sa’y de de   tavafta olduğu gibi isteyen mevcut olan Sa’y dualarını okurlar, isteyen içinden geldiği gibi dua  ederler. Tekbir, tehlil, zikir , tesbih ve salavat söylerler.  

Safa veya Merve tepeciklerine ulaşınca şavt tamamlanmış  olup, burada Kâbe’ye yönelerek tekbir, tehlil ve salavat-ı şerife getirilir. Bol bol dua edilir.Sa'y Merve’de bitirilir ve burada Kabe’ye karşı dua edilerek, bundan sonra Temettü haccı yapacak, yada normal umre yapan ihramdan çıkma aşamasına gelmiştir. Ancak kıran haccı yapan  haccını  yapana kadar ihramdan çıkamaz.

 Umresini tamamlayan  kardeşimiz temettü haccı yapacağından  dolayı  ihramdan  ancak saçlar tıraş edilmek suretiyle çıkarlar.

 Erkekler saçlarını ya dipten tıraş ederler yada kısaltarak  ihramdan çıkarlar. Alınacak saç miktarı  parmak  ucu uzunluğundan az olmamalıdır.

Kadınlar ise saçlarının ucundan bir miktar keserek ihramdan  çıkmış olular. Artık kişi tıraş olmak ile ihramdan çıkmış ve bütün  ihram yasakları eşiyle cinsel   ilişki dahil kalkmıştır. 

Temettü haccı yapacak  hacı adayımız artık hac için  ihramlanacağı  güne kadar, ihramsız  şekilde, isterse  bir çok umre  yapar, beş vakit namazını Mescid-i  Haram’da kılar. Nafile tavaflar yapar. Tavaf ve namazın dışında Kur’an-ı Kerim okur dua eder, zikir ve tesbiyatla iştiğal olur.

 Zaten Kıran haccına niyetlenmiş biri ihramlı olarak Arafat Vakfesini  bekler, İfrat haccına niyetlenende Arafat Vakfesini ihramla  bekler. Temettu  haccı yapacak kişi genelde terviye günü (Zilhicce 8. gün) hac için ihrama girer. (Daha önce ve sonrada girebilir.) 

Umre ihramına hazırlık gibi hac ihramı hazırlığını yaparak, rida ve izarı giyerek akabinde iki rekat ihram  namazını eda eder. Sonra niyetlenir.

 “Allahumme innî urîdü’l hacce fe yessirhû lî ve tekabbelhü minî”

 Allah’ım senin rızan için haccetmek istiyorum. O’nu ifâsını bana  kolay kıl ve benden kabul eyle!” diyerek niyetlenerek akabinde de telbiye söyleyerek hac için ihramlanmış olur. Böylece  İhram yasakları başlamış  olur. 

Arafat dönüşü izdiham ve aşırı yorgunluk olacağından dileyen haccın sa’yini ziyaret tavafını  öncesi yapmak isterlerse, hac için ihramlı olmak  kaydıyla nafile bir tavafın arkasından sa’yini yaparlar. 

Kıran  ve İfrat haccı yapanlar ise  Kudum tavafı akabinde veya nafile bir tavafın akabinde sa’yini yapabilirler. Bu takdirde  ziyaret  tavaf akabinde haccın  sa’yinı yapamazlar. Ama en efdal olanı haccın sa’yini ziyaret tavvafından sonra sivil olarak haccın sa’yini yapmaktır. 

İsteyen haccın Sa’yini yaptıktan sonra isteyen haccın Sa’yini yapmadan Mekke’den İhramlı olarak Mina’ya yada direk Arafat ‘a  terviye  günü çıkılır. Sünnette uygun olanı Terviye günü yani Zilhiccenin 8.günü sabah namazını Mekke’de kılıp güneş doğduktan sonra ihramlı olarak telbiye, tekbir, tehlil ve salavat-ı şerife okuyarak Mina’ya hareket etmektir. Mina’da  öğle, ikindi, akşam, yatsı ve sabah namazını kılıp güneş doğduktan sonra Arafat’a hareket edilir.

Arefe günü öğle namazına kadar Arafat’a çadırlarda ibadet ile meşgul olunur ve bir miktar istirahatta bulunulur. 

Zevâl vaktinden sonra mümkünse gusledilir. Öğle ve ikindi namazlarını  öğle ezanı ile öğle vaktinde “Cem-i Takdim” ile kılınır. Cem-i Takdim için öğle  ezanı okununca ister  tek, ister  cemaatle kılınsın fark etmez önce  öğle namazının sünneti kılınır.Akabinde  ikamet öğlenin farzı teşrik  tekbirleri, tekrar ikamet, ikindinin farzı ve teşrik tekbirleri   alınır.  Öğlenin son sünneti ile ikindinin sünnet-i Gayrü Müekked namazları kılınmaz.

Cem-i Takdim  yapılırken farzlar arasında hiçbir sünnet namaz kılınmaz mekruhtur. Cem-i takdim yapmak sünnettir. Seferi olanlar seferilik  hükmüne uyarlar. Yani ikişer rek’at kılırlar.

 Cem-i Takdimden sonra vakfe başlar. Vakfe, durmak demektir Arafat vakfesi ise, belirlenen zamanda hac için ihramlı olarak Arafat sınırları  içinde bulunmaktır.  Arafat vakfesi, haccın en önemli rüknüdür. Zira belirtilmiş süre zarfında orada bulunamayan o sene hacca yetişememiş sayılır. Bu sebeple Allah Rasülü  “Hac Arafat’tır.” buyurmuşlardır. 

Sınır levhalarıyla gösterilmiş olan Arafat bölgesi Mekke’nin 25 km. Güneydoğusunda bulunan çok geniş bir alanın adıdır.

 Zilhicce’nin  9.günü yani Arefe günü öğleyin güneşin tepe noktasına  gelmesinden itibaren Arafat vakfesi başlar ertesi günün yani bayramın birinci günü Fecr-i Sadık dediğimiz tan yerinin ağarmaya başladığı  anda sona erer.

 Sözü edilen bu süre zarfında hangi halde olursa olsun, uykuda, baygın, vakfenin farkında olsun veya olmasın, bir an  orada bulunan kimse vakfenin farzını ifa eylemiş olur.

 Arafat’ta Zilhicce’nin 9. günü yani Kurban Bayramının Arefe günü öğle ve ikindi namazını hac için ihramlı olanlar Cem-i Takdim ile kılarlar ve namazın akabinde ayağa kalkarak kıble istikametine  dönerek namazın  akabinde kıble istikametine dönerek  Arafat vakfesi duasını yaparlar. Bu duayı bilmeyen  telbiye, tekrir, tehlil  ve salt-ı şerifeler ile içinden geldiğince dua ederler. Genelde uygulamada  Vakfe duası topluca yapılmaktadır. Şöyle ki her ülke hacı adaylarına topluca bir görevli kişinin önderliğinde  yada kafile başkalarınca topluca yapılmaktadır.

 Vakfe duası gerek ferdi, gerekse topluca yapıldıktan sonra geri kalan zarfı dua, istiğfar, ibadet, zikir, tefekkür ile değerlendirmek lazımdır. Zira burası  yani Arefe günü hac ihramıyla Arafat’ta bulunuyorsun bu  bir Müslüman için en büyük nasiplerden birisidir. Zira en kutsal mekan ve en kutsal  zaman diliminde bulunan hacı adayımız gönlünü her türlü dünyevi düşünce ve tutumlardan temizleyerek, bütün samimi duygularıyla Allah’a yönelmeli, bol bol yalvarmalı, yaptığı hatalara, isyanları gözünün önünden bir bir geçirip tevbe istiğfar ederek göz yaşı dökmelidir. Burası dua yeri, burası Rabbimizden isteklerimizi istediğimiz yer, bu sebeple bol bol tevbe etmeliyiz. Kedimize, anne-babamıza, kardeşlerimize, çocuklarımıza, yakınlarımıza, akrabalarımıza, komşularımıza, milletimiz fertlerine, bütün Müslümanlara dua etmeliyiz. 

Aman ha aman vaktimizi eş dost ziyaretleriyle, faydasız konuşmalarla, sonu olmayan tartışmalarla, lüzumsuz meşguliyetlerle heba etmemeliyiz. Bilhassa başkalarına sıkıntı verecek davranışlardan uzak durmalıyız.  Yüzde yüz haklıda olsak gereksiz tartışmalardan şiddetle sakınmalıyız. Şu unutulmaması gereken parolamız olmalıdır. “ Bu mübarek yerde sevaplar nasıl  kat kat  oluyorsa, buna mukabil günahlarda  aynı oranda kat kat öyle katlanmaktadır.” Bu hususa çok dikkat etmeliyiz. 

Güneş battıktan sonra Arafat’tan ayrılış başlar, zira güneş batmadan ayrılmak caiz değildir.. Gündüz vakfesini yapıp güneş batmadan           

Arafat’tan ayrılan vacibi  terkten dolayı dem cezası gerekir. Bu sebeple Arafat’tan intikal güneş batımı  ile başlar. Şu unutulmamalıdır ki, zeval sonrası Arafat’ta bulunup Arafat sınırı dışına çıkıp  ancak güneş batmadan tekrar Arafat’a dönmüşse bir şey gerekmez.  

Güneşin  batmasıyla  birlikte kafileler sırayla  Müzdelife’ye doğru intikaller başlar. Akşam ve yatsı namazı, yatsı vaktinde Müzdelife’de  kılmak vaciptir. Ancak sabah namazına  yakın bir an kalana kadar  Müzdelife’ye  ulaşamayan  Arafat’ta Cem-i Tehiri ifa ederler. 

Müzdelife’de  yatsı vakti  içinde ezan okunduktan sonra kamet getirilerek  ilk önce  akşam  namazının farzı  kılınır ve akabinde  teşrik tekbirleri getirilir. Böylece iki vaktin  farzı bir ezan ve bir  kametle  eda edilmiş olur. Buna “ Cem-i Tehir” denir. Bundan sonra  yatsının son sünneti kılınabilir. Daha sonra vitir namazı kılınır. Sonra istirahat edilir. Sabah namazı ezanı ile sabah namazı kılınır. Erken  kılmak sünnettir. Sonra ayağa kalkarak  Müzdelife vakfe başlar.

 Müzdelife, Arafat ile Mina arasında “  Harem” sınırları içinde kalan bir bölgenin adıdır.  Geceyi Hac’da Arefeyi bayrama bağlayan  gecede Müzdelife’de  geçirmek   sünnet ; vakfe ise vaciptir.

 Müzdelife vakfesinin  sahih olması için  hac için ihramlı olmak, Arafat vakfesini yapmış olmak ve belirtilen zamanda ve belirtilen mekanda yani Müzdelife’de olmak gerekmektedir.

 Müzdelife vakfesinin zamanı Hanefi Mezhebimize göre Kurban Bayramının birinci günü Fecr-i sadıktan güneş doğumu arasında sabah namazı kılma vakti kadar zaman dilimidir. Şafiler ve Hanbelilere göre gece yarsından, Malikilere göre gün batımı ile başlamaktadır. 

Gecenin tamamını  Müzdelife’de geçirmek, ortalık iyice aydınlanınca Mina’ya hareket etmek, belirtilen bu süre içinde bir an olsun, uykuda, uyanık, bayılmış olsun,  burada  bulunan vakfesini yapmış olur. Sabah namazı okununca hemen sabah namazını kılmak, namaz akabi Telbiye, tekbir, tehlil, dua ve istiğfar ile ortalık aydınlanıncaya kadar vakfeyi sürdürmek, mümkün olması halinde vakfeyi Mes’ar-ı Haram civarlarında yapmak, güneş doğmadan Mina’ya hareket etmek sünnettir. 

Müzdelife vakfesini ifa eden hacı adayımız Mina’ya gelir ve çadırlara yerleşir. Çadırlarda istiharat edilir. Daha sonra izdihamın olmadığı bir saatte büyük şeytan’ı ( Akabe Cemresini) taşlamak üzere cemarat mahalline gidilir.

 Kurban Bayramının 1.2.3. ve 4. günlerinde Mina’da bulunan büyük, orta, küçük şeytan diye adlandırılan üçtaş kümesine usulüne uygun, belirli zamanında taşlama yapmak haccın vaciplerindendir.

 Bayramın birinci günü sadece Akabe(büyük)  cemresine 7 taş atmak, ikinci ve üçüncü günlerde her üç şeytana 7’şer taş atmak  (günde 21 taş atmak) ve taşlamaları küçükten büyüğe doğru atmak gerekir. Ayrıca bayramın dördüncü günü Mina’da kalınacaksa o zaman her üç cemreye yine toplam 21 taş atmak gerekir. Eğer bayramın dördüncü günü gece  Fecr-i Saıktan önce Mina’dan ayrılana  dördüncü günü şeytan taşlaması gerekmez. Ancak bayramın dördüncü günü Mina’da kalanlar şeytan taşlamayı  yerine getirirler.

 Şeytan taşlama, zulümleri, kötülükleri, haksızlıkları, zorbalıkları bir protesto anlamı taşır. Ayrıca kişi şeytanı taşlamakla şeytanını yolunda gitmeyeceğine dair bir söz verişin anlamlı bir uygulamasıdır. Bundan böyle asla şeytana uymayacağım diyerek verdiği sözün senedi şeytan taşlamasıdır.

 Şeytan taşlama taşlamanın yapıldığı kümeye, havuza yaklaşarak, atılacak olan taşın, sağ elin baş ve şahadet parmaklarının uçlarıyla tutularak, “Bismillah, Allahu Ekber, reğmen li’ş-şeytani ve hizbih” diyerek atılır. Taşlar tek tek atılır. Hepsini birden atan  tek taş atmış gibi olur.  Taşlar mutlaka o havuzun içine düşmelidir.

 Şeytan taşlamada vakit Hanefi Mezhebimize göre Kurban Bayramının birinci günü taşlama Fer-i Sadıktan başlar ertesi gün aynı anda biter.

 Ancak Güneş doğmadan  ve güneş  battıktan sonra atmak mekruh, Güneş doğusu ile öğle arası taşlama yapmak sünnet, öğle ile gün batımı arasında taşlama yapmak  caizdir.

 Bayramın 2. ve 3. günleri taşlama zeval vaktinden sonra başlar ertesi günün Fecr-i sadığına  kadar devam eder.

 Güneş batmasından sonra mazeretsiz taşlama yapmak mekruh, öğle ile gün batımları arası taşlama yapmak sünnettir. 

Bayramın 4.günü ise Fecr-i sadıktan önce Mina’dan ayrılana 4. günü taşlama gerekmez. Söz edilen saatte burada bulunana 4.günü taşlamasını yapması vaciptir. Fecr-i Sadıktan başlar güneş batıncaya kadar olan süredir. Güneş doğucuya kadar taşlama mekruh, güneşin doğuşundan öğle vaktine kadar caiz, öğle ile güneş batımına kadar sürede taşlamak sünnettir.

Bayramın 4.günü güneş batımı gerek eda, gerek kaza etme yönüyle şeytan taşlama bitmiştir.

 Şeytan taşlamada bir taşı kırıp birkaç parça yapıp atamazsın, attığın taş hedefe ulaşamamışsa tekrar alıp atamazsın, Cemre mekanında başkalarının attığı taşları toplayıp kendin atamazsın, pislik bulaşmış taşları atamazsın, bir cemreye 7 taştan fazla atamazsın, atarsan ne olur, mekruh olur…

Müzdelife’de toplanan taşlar temizlendiğinden emin olmak için yıkamak lazım. Akabe cemresine atılan ilk taş ile telbiye’ye son verilir. Amaç hasıl omuştur. Atılan taş hedefe ulaşamazsa yedek taş atılır. Şeytan taşlamada önce küçük sonra orta  en son büyük şeytan taşlanır.  Küçük ve orta şeytan taşladıktan sonra müsait bir yerde  Kur’an’dan 20 ayet  okuyacak kadar bir zaman zarfında dua etmek, büyük şeytanı taşlayınca  hemen oradan ayrılmak gerekir. 

Hanefi mezhebine göre şeytan taşlama günlerinde Mina’da kalmak   sünnettir. Hatta başka yerde gecelemek mekruhtur.

 Ayakta namaz kılamayacak durumda olanlar şeytan taşlamalarını vekalet usulü ile uygun kişilere arttırırlar. Vekil önce kendi taşını sonra vekil oldukları kimselerin taşlarını atarlar. Çocuk, kendini bilmeyen hastaların, bayılmışların vekâlet tayini olmadan da  bir yakını yada arkadaşı atar. Böyle olanlar için hiç taş atılmazsa da bir ceza gerekmez.

             Şeytan taşlamanın sahih için taşları kümelere fırlatarak artmak lazım, taşları küme üzerine bırakmak ile taşlama sahih olmaz.

             Atılan şeylerin taş, kurumuş, çamur vs. teyemmüm caiz olacak yeryüzü cinsinden şeyler olması gerekir. Ağaç, demir, altın gümüş, tezek vs. şeylerle taşlama sahih olmaz. Taşları ayrı ayrı atmak bir cemreye yedi tane taşı bir atış ile atan için tek bir atmış olur. Altı tane taş atması lazımdır.

             Taşları kümeler üzerine düşürmek gerek ve atılan taş atanın hareketiyle düşmeli. Atılan taş birine değmesi ve değen  kişinin yön değiştirmesi  ve atılan yere ulaşsa dahi sahih olmaz, yeniden atılması gerekir. 

            Gücü yeten kendi taşını kendisi atmalıdır. Rahatsız olan, hasta olanlar, çok yaşlı olanlar taşlarını vekalet aracılığı ile arttırırlar. Burada dini ölçü ayakta namaz kılamayacak olanlar, vekalet verebilirler. Taşları belirtilen sürede ve kazayı da şeytan taşlamanın bittiği bayramın dördüncü günü güneş batmadan önce atmak gerekir. Yoksa sahih olmaz.

            Ayrıca taşları 3,5 ile 5 m aralığında atmak, yedi taşı peş peşe atmak, bayramın ikinci, üçüncü ve eğer Mina’da kalınmışsa önce küçük, orta ve büyük sırasına uygun  taşlamak, atılan taşlar nohuttan büyük, fındıktan küçük  olması, küçük ve orta şeytanı taşlama yapılınca 20 ayet okuyacak kadar bir süre zarfında dua etmek, akabe   cemresini taşladıktan sonra hiç beklememek ve taşlama yapılırken  her taşı atarken “Bismillah, Allahu ekber rağmen li’ş-şeytani ve hizbih” diyerek atılır. Bunların tamamı sünnettir.

             Artan taşları, ihtiyacı olanlara verilir. Defnedilmez uygun bir yere bırakılır. Sayısından fazla taş atmak mekruhtur.

             Kıran veya Temettu haccını eda edenler şükür heydi kesmeleri  vaciptir. Hanefi mezhebine göre Bayramın ilk günü  Akabe cemresine taş atma, kurban kesen ( şükür heydi) tıraş olma arasındaki tertip vaciptir. Bu sıraya uymayanlar vacibi terkten dolayı dem keserler. Akabinde ziyaret tavafını eda etmek sırası ise sünnettir. Diğer mezheplerde bu tertip sünnettir.  

            Temettü ve Kıran haccını ifa edenler kesmesi vacip olan şükür hedylerini, Eyyam-ı Nahr’dan yani Kurban Bayramının birinci günü tan yeri ağarmaya başlayınca kesilmesi başlar. Hanefi Mezhebine göre Kurban Bayramının birinci günü Fecr-i sadık ile başlar, bayramın üçüncü günü güneş  batımı arasında kesmek vaciptir. Bu sözü edilen süre zarfında kesilmezse hem eda kaza olmak üzere iki dem kesmek vacip olur.

 İmam-ı Ebu Yusuf ve İmam-ı Muhammed’e göre ise sünnettir. Şafi mezhebine göre kıran ve Temettu haccı ifa edenler aynı mevsimde hac ve umre yapanlar ceza kurban keserler. Bu sebeple şükür değil ceza kurbanı olduğundan belli bir vakti yok olmakla en kısa zamanda kesmesi tavsiye edilir.

Hedy kurbanlarının etlerinden zengin, fakir herkes yiyebilir. Kurban kesenler yiyebilir. Ceza, ihsar ve nezir hediylerinin etleri ise sahipleri ve bakmakla mükellef oldukları ve zenginler yiyemezler. Eğer yerlerse fakirlere tasadduk ederler. 

Temettu veya kıran haccı yapanlar kurbanlık hayvan bulamayan veya almaya güç yetiremeyen  “3”’ü hac esnasında “7”’si  de hac’dan sonra olmak üzere toplam “On” gün oruç tutarlar. İlk üç gününün ihrama girdikten sonra hac ayları içinde ve bayram günlerinden önce, geriye  kalan yedi orucunda bayram günlerinden sonra  tutulması gerekmektedir.

 Kurban kesme imkanı elde edebileceğine ümidi ile bu 3 gün orucu Arefe günü tamamlayacak şekilde tutulması (yani 7.8 ve 9. Zilhicce günlerinde ) efdaldir. 

“Üç” gün tutulan bu oruçtan sonra bayram kesme günlerinde kurban kesme gücüne kavuşursa kurbanını keser, önceki tuttuğu oruçlar artık  kurbana  bedel olmaz. Kurban kesme günleri çıktıktan sonra, tıraş olup ihramdan  çıksa kurban kesme gücüne kavuşsa da   artık kurban kesmeye gerek yok. Oruç kurbana bedel olur. 

Kurbanlık hayvan bulamayan, alamayan, kurban kesme imkanı olmayan kimse kurban bayramından önce ihramlı olarak 3 gün oruç tutmaz ise o zamana bu üç gün oruç tutulmadığından bayram sonrası ne kadar oruç tutarsa tutulsun artık oruç kurbana bedel olmaz. Hanefi mezhebine göre bir şükür kurbanı ve birde belirtilen vakitte kurbanı kesmediğinden dolayı eza kurbanı kesmeleri gerekir. 

Kıran ve Temettü haccı yapanlar şükür kurbanlarını keserler, ifrad haccı yapanlar şükür kurbanı kesmeleri vacip olmamakla beraber nafile olarak kesebilirler. Artık ihramdan çıkılma aşamasına gelinmiş olup saç ya dipten tıraş  edilir ve yahut uçlarından biraz kısaltma yapılarak ihramdan çıkılır. Kadınlar ise saçlarının uçlarından biraz keserler. 

Saçları tıraş etmek veya kısaltmakla ihramdan çıkılmıştır. Böylece cinsi ilişki dışından bütün ihram yasakları kalkmış olur.

Cinsi ilişki ise, ziyaret  tavafı yapıldıktan sonra helal olur. Hacılar ihramdan çıkarken kendi saçlarını kesebilecekleri gibi birbirlerini de tıraş edebilirler.

 Tıraş olup ihramdan çıkıldıktan sonra müsait bir zamanda  “Ziyaret Tavafı“ yapılır. Haç için Arafat’tan önce haccın Sa’yini yapmışsa  tamam, yok haccın sa’yinin Arafat öncesi yapmayanlar

             Cinsi ilişki ise, ziyaret tavafı yapıldıktan sonra helal olur. Hacılar ihramdan çıkarken kendi saçlarını kesebilecekleri gibi birbirleni de tıraş edebilirler. 

            Tıraş olup ihramdan çıkıldıktan sonra müsait bir zamanda “Ziyaret tavafı” yapılır. Hac için Arafat’tan önce haccın sa’yini yapmışsa  tamam, yoksa haccin sa’yinin Arafat öncesi yapmayanlar ziyaret tavafından sonra haccının sa’yini yaparlar.

             Ziyaret tavafını bayramın ilk günü yapılması efdaldir. İkinci ve üçüncü günlerde yapılır. Ancak Hanefi Mezhebine göre Bayaramın üçüncü günü güneş  batımına kadar vacip, bundan sonra  yapan dem cezası öder.

             Hanefi Mezhebine göre şeytan taşlama günleri Mina’da  gecelemek sünnet, başka yerde kalmak mekruh’tur..

             Halk ( saçı dipten tıraş) ve taksir ( saçı kısaltmak) hac ve umrenin vacip menasiklerindendir. Hac için  bayram  sabahı Fecr-i sadık’tan başlar ömrün sonuna kadar devam eder. Fecr-i sadıktan sonra tıraş olan ihramdan çıkmış olur. Ebu Hanife’ye göre şeytan taşlama, temettü ve kıran için şükür heydi kesmeleri ve sonra tıraş olmak bu üzere tertip vacip ve ihramdan çıkmak için Kurban Bayramının 3.günü güneş batımına kadar olan sürede tıraş olup ihramdan çıkmayan dem keser.

             Tıraş olup ihramdan çıkma yeri Harem sınırları içidir. Yoksa dem cezası vardır. Hac için kurban kesme yeri de yine Harem bölgesidir.

             Hanefi Mezhebine göre tıraş edilecek miktar başın 1/4 ‘ü tıraş edilebilmesi ya da kısaltılması vaciptir. Tamamının tıraş edilmesi yada kısaltılması ise sünnettir. 

            Erkeklerin saçlarını dipten tıraş etmesi, kısaltmadan daha hayırlıdır. Kadınlar saçlarının uçlarından bir miktar keserek saçlarını kısaltırlar. 

            Şeytan taşlamayı bayramın üçüncü günü yapıp o günün güneş batmadan Mina’dan ayrılmak sünnettir. Buna “ ilk Nefir” denir. Güneş battıktan sonra ayrılmak mekruhtur. Fakat cezası yoktur. Ancak bayramın dördüncü günü sabahı Fecr-i Sadıktan önce Mina’dan ayrılmayan bir kişiye  şeytan taşlamanın  4.günü her üç cemreye sırası ile “7”’şer taş atmaları vacip olur. Bayramın dördüncü günü taşlar atıldıktan sonra artık Mina’da kalınmaz. Mekke’ye inilir ki, buna da “İkinci Nefir” denir. 

            Hac için ihramdan tıraş olup çıkmaya “ilk Tehallül” denir. Zira ziyaret tavafı yapılana kadar cinsi münasebet yasağı kalkmaz. Ziyaret tavafı yapılınca da artık hiçbir ihram yasağı kalkmaz. İşte bu duruma da “İkinci Tehallül” denir.

             Haccın sa’yini ihramdan çıkıp ihramsız yapmak sünnete daha uygundur.

             Bundan sonra hacımız artık hacı adayı değil, hacı olmuştur. Mekke’de dolduğu sürece beş vakit namazını Harem-i Şerif’te kılmaya özen göstermelidir.

             Hacca uzaklardan yani Mikat sınırları dışından gelmiş olanlara ( Afakiler) Mekke’den ayrılmadan “ Veda Tavafı” yapmaları vaciptir. Bu hacılar için nüsüktür. 

            Veda tavafı yapılır. Tavaf namazı kılınır, akabinden zemzem kana kana içilir, bol bol dua edilir, tevbe istiğfar edilir. Göz yaşı dökülür. Ayrılık acısı ;acıların en acısı…. gözyaşı ile, dua ile, bir daha buluşma bir daha kavuşma hasretiyle veda edilir. 

            Arafat vakfesinden sonra yapılan ilk tavaf ziyaret tavafı, ikincisi yapılan tavafta veda tavafı olur. Bu sebeple ziyaret tavafından sonra nafile tavaf yapmış kişi, veda tavafını yapamadan Mekke’den ayrılmak zorunda kalmışsa o yapmış olduğu nafile tavaf veda tavafı yerine geçmiş olur. 

            Özel durumu  olan kadınlar, temizlenmeden Mekke’den ayrılmak zorunda kalırlarsa semavi bir sebep olduğundan bir ceza gerekmez.

 Hac görevini bizzat kendisi yapabilecek durumda olabilenler, bizzat haccını kendisinin yapması gerekmektedir. Bunlar bir başkasının yerine göndermesi halinde kendisi hac borcunu ödemiş olamaz.

             Üzerine hac farz olanlar, sağlıklarından dolayı ya da başka bir sebeple bizzat haccedemeyenler yerlerine vekil birini göndererek haccını ifa etmiş olurlar. Bunun yanında hac üzerine farz olanlar, ölümleri öncesi kendi adlarına bir bedelci gönderilmek suretiyle haccettirilmesini vasiyet etmeleri vaciptir. Hac için yapılan vasiyetler diğer vasiyet hükümlerine göre değerlendirilmelidir. Yani mirasın üçte biri hacca vekil göndermeye yeterse murisler gönderir, yoksa göndermede muhayyerdir. Yani mirasın üçte biri yetmeyince muris bir vekil göndermezse, murise bir sorumluluk yoktur. Ancak muris eksik kalanı tamamlar da, vekil gönderirse de olur. Murisleri hiç vasiyet olmadan ölenin yerine hac ibadetini yapsa ve ölenin hac borcu varsa, o borcu ödemiş olur. 

            Yapılan vasiyet sonucu, mirasın üçte biri ile hac için bedel göndermeye yeterse, mirasçılar vasiyeti yerine getirmekle yükümlüdürler. Mirasın üçte biri yetmezse vasiyetin ifasını murislerin yerine getirmesi vacip olmaz.

             Kendisine haccın farz olduğu yılda haccetmek üzere  yola çıkan ve haccını tamamlayamadan ölen kimsenin adına haccettirilmesi hususunda  vasiyet etmesine gerek yoktur. Ancak kendisine  hac farz olduğu  yıl haccetmeyip, daha sonraki yıllarda haccetmek üzere yola çıkan ve haccını tamamlayamadan ölen kişinin, adına haccettirilmesini vasiyet etmesi vacip olur. 

            Vekil tarafından yapılan hacla bir kimsenin üzerine farz olan borcunun ödenmiş sayılabilmesi için: 

            Adına haccedilecek kişi, ölüm, iyileşme ümidi olmayan hastalık gibi sebeplerle ölüme kadar aciz bulunmalıdır. 

            Adına haccedilecek kişi, kendinin yerine haccetmesini bizzat vekilinden istemiş olmalıdır. Ortada izin veya vasiyet olmadan biri, birinin adına hac yapsa adına hac yapılanın hac borcu düşmez.Ancak mirasçısı olan yaparsa  o zaman hac borcu ödenmiş olur.

             Vekil olarak hacca giden, adına hacca gittiği kimsenin adına niyet etmelidir. Tabiî ki kalpten niyet kâfi olmakla beraber, dil ile yapması da daha uygun olur.

             Vekil kendi adına niye ederse o zaman haccı kendi adına yapmış olduğundan adına hac yaptırana ücretini ödemesi lazımdır.

             Vekil birden fazla kişiye adlarına hac yapmak için niyetlenirse o zaman kendi adına hacca niyetlenmiş olduğundan adlarına hac yapmak kastıyla almış oldukları paraların tamamını iade etmelidir.

             Vekil ile adına  hac yaptıran arasında ücrette pazarlık olmamalı, masrafları adına hac yaptıran karşılarken, vekilde normal harcamasını yapıp, arda kalan parayı adına hac yaptığı  kimseye teslime eder. Vekil israf etmeden, aşırı gitmeden normal şekilde harcamalıdır. Adına hac yaptıran arda kalan parayı vekile hediye etmesinde bir sakınca yoktur.

             Vekilin masrafını adına haccettiren kimse karşılamazsa o hac vekilin adına yani kendi adına geçiş olur.

            Vekil gönderilecek kişi müslüman, akıllı ve buluğ çağına ulaşmış olmalıdır.          

Yanında mahremi bulunan bir kadında bir başkası adına vekil olarak haccedebilirler. 

Hanefi mezhebimizde vekil olacak  kişinin önceden  haccını ifa etme şartı yoktur. ( Şafide şarttır.) Ama vekil hac ibadetini ifa etmiş olması daha efdaldir.

 Vekil olan kişi gönderenin şartları ne ise onu yapmalı muhalefet etmemelidir. İfrad yapmasını istemiş ama vekil kıran haccı  yaparsa  Ebu Hanife’ye göre caiz olmaz.Ama kendi adıan haccetmiş sayılır. Ebu Yusuf ve İmam-ı Muhammed’e göre istihsanen caiz olur demişlerdir. 

İfrad haccı yap dediği halde temettü haccı yaparsa o zaman gönderen adına sahih olmaz. Gönderenden alınan para iade edilmesi lazımdır.

 Vekil vekilliğini vekâleten devredemez. Ancak gönderen bu duruma da içine alacak şekilde “ dilediğin gibi yap”demişse olur. Yoksa

 olmaz vekil olan başkasını gönderirse gönderenin parasını iade etmesi lazımdır.

 Vekil olan kimse hacca vekil edildiği yılda değilde gelecek yıllarda gönderen adına hac yapsa olur. Ancak gönderen isterse parasını da alabilir.

 Vekil olan  vasıta imkanları göz önünde bulunarak ücret ödemelidir. Vekil araba parasını kendine koymak için vasıtaya  binmeyip yürürse  o haccı gönderene değil de kendi adına  yapmış olur.

 Vasiyetinde benim yerime şu özellikleri alanı gönderin diye  vasiyet etmişse, özellikleri bulunan yada buna yakın biri gönderilir.

 Vasiyetinde benim yerime şu adam  yada şu vasfı olan derse bunların gitmesi bunlar olmazsa bir başkasını  göndermek caiz olmaz.

 Vekilin gönderene tabi olması zorunludur. Vekil gönderenin adına yaptığı haccı ifsad ederse; gönderenin parasının tamamını  iade eder. İşlemiş olduğu cinayetlerin cezasını kendi parasından ödemek zorunda kalır. İhsar  kurbanı lazım olunca o zaman gönderenin parasından kesilir. Bunda vekilin kusuru bulunmamaktadır da ondan.

 Vekil, kendisini gnderen adına tüm hac görevini ifa ettikten sonra dilerse kendi adına istediği kadar umre yapar.

 Vekil, gönderenin parasını israf etmez, cimrilik etmez, normal bir şekilde harcar. Artan parayı gönderene iade eder. Gönderen vekile bunu verirse hediye amaçlı caiz görülmüştür. Ancak masraf dışında hac ibadeti için ücret istenemez. Caiz olmaz.  

Ayrıca bir müslüman bütün ibadet  ve taatlerinin sevabını istediği kimseye ölmüş yada sağ fark etmez bağışlayabilir. Umre, hac, namaz, oruç vb…

                                UMRE

             Umre, “Ziyaret etmek” demektir. Din anlamda ise, “ Belirlenmiş bir zamana bağlı olmaksızın ihramlı bir şekilde Kabe’yi tavaf, etmek sa’y yapmak ve tıraş olıp  ihramdan çıkmaya umre denir.

             Umrenin farzı ikidir.

1- İhram

2- Tavaf

             İhram şart, tavaf ise rükündür.

            Umrenin vacipleri de ikidir.

1-Sa’y

2- Tıraş olmak

 Ömürde bir defa umre yapmak sünnettir. ( Şafi ve Hanbelî mezheplerine göre ise farzdır.)

Umre bir yıl boyunca yapılabilir ancak Kurban Bayramı Arefe’ sinden bayramının 4.günü akşamına kadar yapılması tahrimen mekruh görülmüştür.

 Umre yapmak isteyen ihram hazırlıklarını yapar Mikat’ten sönce Mekke’de bulunyorsa Harem sınırı dışında ik rek’at  ihram namazı kılıp ardından “ ALLAH’IM ! Senin rızan  için Umre yapmak istiyor um Bunu bana kolaylaştır ve benden kabul eyle !” diyerek niyetlenir ardından  telbiye getirir ve böylece ihramlanmış olur.

Sonra tavafını yapar, tavaf namazını kılar ve ardından sa’yini yapıp tıraş olarak ihramdan çıkar ve umresini tamamlamış olur. 

Mikat sınırı dışında oturanlar, yani afakiler umre için Mikat sınırlarında yada daha önce Harem bölgesinde bulunanlar  Harem sınırı dışında Hıll’de ihrama girerler. Hıllde oturan ise oturdukları yerde Harem sınırı önce ihrama girerler.

 Genelde Mekke’de  bulunup umre yapmak isteyenler en yakın Harem sınırı ten’im olduğundan burada bulunan Hz. Aişe Mescidine giderek ihramlanırlar.

 Umre’de Arafat, Müzdelife, Mina, Veda  Tavafı, Kudum tavafı zaten yoktur.

 Tavaf , sa’y ve tıraş hükümleri ile ihram hükümleri ise haccın hükümleri ayndır.

 İfrad haccı yapan umre yapmadığından haccını tamamlamadıktan sonra Temettü  ve Kıran haccı  yapan ise ha öncesi ve sonrası diledikleri kadar yaparlar.

 Meddine’de Allah Rasülünün  kabrini ziyaret edip mescidinde namaz kılmak ve yeryüzünün en değerli mekanında bulunmak müslüman için büyük bir fazilettir.

Medine’ye girişte Mescide girişte, Ravzayı Mutahhara’da ve Rasulullah’ın  kabri başında  yapılcak duaları dua kitabından  yada içimizden geldiği gibi  dua edilerek ziyaret yapılır. 

Allah rasülü “İçinde namaz kılmak için yolculuğa  çıkmaya layık olan Mescidler Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa ve Mescid-i Nebevi olduğunu haber veriyor.

Mescid-i Nebevi’de kılınan namazın sevabını Rabbımız, diğer yerlerde  Mescid-i Haram ( Yüz bin) hariç 1000 namazdan daha faziletlidir.

 Saygılarımla       

M. Emin YAĞMUR