|
Gıybetin tarifi: Hucurat 11. 12. ve
13. ayetler, 10. ayetteki kardeşliğin nasıl temin edileceğini izah
eder. Öyle bir kardeşlik ki, orada “ihvan” yerine “ihve” kelimesi
kullanılır. İhve, öz kardeşler için kullanılır. Yani ayette işaret
edilen kardeşlik, öz kardeş gibi kardeş olmaktır. Kardeşliğe vurulan
darbelerin mevzu olarak işlendiği yerlerden biri olan 12. ayette
gıybet, kardeşinin ölü haldeyken etini yemek gibi tasvir
edilir.
Elmalılı Merhum, bu ayetin tefsirinde şöyle der: “
Gıybet edilen kimse, orada bulunmayıp söylenen sözü bilmemesi ve o
anda savunacak durumda olmaması hasebiyle bir ölü, hem de kardeş
olan bir ölü konumundadır.”
Efendimiz sallallahu
aleyhi ve sellem buyurdular ki: “Gıybetin ne olduğunu biliyor
musunuz?” “ Allah ve Resulü daha iyi bilirler” dediler. Buyurdular
ki: Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!” Bir adam
dedi ki, “Ya benim söylediğim onda varsa, bu da mı gıybettir?” “Eğer
söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun. Eğer söylediğin onda
yoksa bir de bühtanda (iftirada) bulundun demektir.”
Gıybet
odur ki, gıybet edilen adam hazır olsa idi ve işitse idi, kerahet
edip darılacaktı. Eğer doğru dese, zaten gıybettir. Eğer yalan dee,
hem gıybet, hem iftiradır. İki katlı çirkin bir
günahtır.
Gıybetin mahiyeti;
Hz. Aişe
Validemiz anlatıyor: “Ey Allah’ın Resulü, sana Safiyye’deki şu hal
yeter” demiştim. Bundan memnun kalmadı ve şöyle dedi: “Öyle bir
kelime sarfettin ki, eğer o denize karıştırılsaydı, onu ifsad eder,
bozardı.” Yine Hz. Aişe Validemiz der ki: “Ben tahkir maksadıyla bir
insanın taklidini yapmıştım. Bana hemen şunu söyledi: “Ben bir
başkasını, kusuru sebebiyle, hatta bana karşılık olarak şu kadar
dünyalık verilse bile söz ve fiille taklid etmem.” (Ebû Davud, Edeb
40)
Yine Hz. Aişe Validemizin anlattığına göre; bir defasında
kendisi biri hakkında söz söyler. Resulullah sallallahu aleyhi ve
sellem O’na “tükür” der. Tükürünce ağzından bir et parçası
çıkar.
“Ribanın en kötüsü, haksız yere müslümanın ırzını
(manevi şahsiyetini) rencide etmektir (gıybetini yapmaktır).” (Ebû
Davud, Edeb 40)
“Gıybet zinadan daha kötüdür.” Nasıl olur Yâ
Resulallah? “Adam zina eder, sonra tevbe eder, Allah mağfiret
buyurur. Gıybet eden ise gıybet edilen affetmedikçe mağfiret
olunmaz” (Beyhaki, Şuabu-l İman, 6740-41-42)
Bir zat demiş:
“Düşmanıma gıybetle ceza vermekten nefsimi yüksek tutuyorum ve
tenezzül etmiyorum. Çünkü, gıybet, zayıf, zelil ve aşağıların
silahıdır.”
Gıybet edenin yapacağı şey
nedir?
Gıybeti isteyerek dinleyen, gıybet eden gibidir.
Gıybet eden veya yapılan gıybeti isteyerek dinleyen, müslüman
kardeşinin ölü etini yemiş gibi olduğundan ve şerefine, haysiyetine
dokunduğundan ötürü önce, “Allahümmeğfir lenê ve limeniğtebnêhu”,
(Allahım, bizi ve gıybet ettiğimiz şahsı mağfiret et) demeli, sonra
o kardeşinden muhakkak helallik dilemeli.
Helâlleşmede
Ölçü
Helâlleşme bir ahlâk haline getirilmelidir. Ve mutlaka
helâllik istenen şahsa durum olduğu gibi anlatılmalıdır; Mesela:
“Senden şu kadar haksız yere şunu aldım; seni gıybet ettim...” vs.
gibi. Ne var ki, aynen anlatma karşı tarafta derin yaralar açacaksa,
o zaman mes’ele şerhedilmeden, mutlak olarak helâllik istenmelidir.
Bir zaman arkadaşlardan biri gelerek bana, “Hakkını helâl et, senin
gıybetini yaptım” dedi. Tam neler söylediğini ifade edecekti ki,
hemen susturdum ve hakkımı bütünüyle helâl ettiğimi
söyledim.
İnsanız ve zayıf taraflarımız var. Söylenen söz
içimizde bir ukde ve yara olarak kalabilir. İnsanın Cenab-ı Hakk’ın
huzuruna, içinde mü’min kardeşine karşı, herhangi bir ukde varken
gitmesi ise büyük bir talihsizliktir. Onun içindir ki, Efendimiz sık
sık: “Bana arkadaşlarım aleyhinde hiçbir şey söylemeyin. Zira,
Rabbimin huzuruna selim bir kalple gitmek isterim” der ve mü’min bir
kardeşi aleyhine birşey söylemek isteyenleri böyle ikaz ederdi.
(Tirmizi, Menakıb 3893 - Ebu Davud, Edeb 33) O’nda bizim için her
hususta üsve-i hasene (en güzel örnek) vardır. Bu mevzuda da
rehberimiz, yine Resûlullah’tır sallallahu aleyhi ve
sellem.
Ayıpları Örtme
İstiyorum ki, ehl-i imandan
ameli olmayanlara bile içimde en ufak bir kin olmasın. Onların hep
iyi yanlarını göreyim. Kardeşlerimden birini en büyük bir günahı
işlerken bile görsem, örter, görmemezlikten gelirim. İnsan nefsine
karşı savcı, başkasına karşı ise avukat gibi olmalıdır.
Eğer
gıybet bir topluluk ve cemaat hakkında yapılmışsa, o topluluk ve
cemaatin hepsinden teker teker helallik dilenmesi lazım gelir. Aksi
taktirde bu şekildeki bir gıybet, insanın iflasına sebeb olabilir.
Bu da gıybetin dehşet verici boyutunu gösteren bir
haldir.
Gıybetin cezası nedir?
Efendimiz
sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyorlar ki;
“Mirac
gecesinde, bakır tırnakları olan bir kavme uğradım. Tırnaklarıyla
yüzlerini ve göğüslerini tırmalıyorlardı. “Ey Cebrail, bunlar da
kim?” diye sordum. “Bunlar, dedi, insanların etlerini yiyenler ve
ırzlarını (şereflerini) payimal edenler, ayaklar altına alanlardır.”
(Ebû Davud,Edeb 40)
“Kim bir müslümandan, gıybet ve
şerefini payimal etmek suretiyle tek lokma dahi yese, Allah ona
mutlaka onun aynısını cehennemden tattıracaktır…” (Ebû Davud, Edeb
40)
“Kim bir mü’mini bir münafığa (gıybetciye) karşı
himaye ederse, Allah da onun için, Kıyamet günü, etini cehennem
ateşinden koruyacak bir melek gönderir. Kim de, bir müslümana,
kötülenmesini dileyerek bir iftira atarsa, Allah onu, kıyamet günü,
cehennem köprülerinden birinin üstünde, söylediğinin günahından
paklanıp çıkıncaya kadar hapseder.” (Ebu Davud, Edeb
41)
“Kattât (söz taşıyan) (veya aynı manaya gelen
nemmâm) cennete giremeyecektir.” (Buhari, Edeb 50 - Müslim, İman 169
- Ebu Davud, Edeb 38)
Gıybet ile aynı manaya gelen
kelimeler:
Lemz: Genel kanaate göre, kaş göz işareti yaparak
ayıplama.
Hemz: Genel kanaate göre, gıybet etme, laf taşıma,
ispiyonlama. İki kelimenin de, ortak manası şudur: Kusur bulmak,
ayıbı açıklamak ve ortaya çıkarmak.
Gamz: Bu da hemz ile aynı
manada. Gammazlama buradan gelir.
 |