|
Mü'minler
falanın-filanın aleyhinde konuşma yerine vakitlerini dua ile
geçirmelidir. Keşke şekilciliğin hakim olduğu gibi değil de, herkes
kendi gönlünün derinliklerinden kopan bir ses ile Allahu Teala
(c.c.)'ya yalvarsa. Keşke Cenab-ı Hakka emir ve komut veriyor gibi
değil de, bir dilenci hava ve edasıyla O'nun kapısının tokmağına
dokunulsa. Ve keşke riya ve gösterişe açık meydanlarda değil de, hiç
kimsenin olmadığı, Allah (c.c.)'a yürüme koyları sayılan tenha
yerlerde insanlar içlerini Allah'a dökse....
"Rabbena la
tuazzibna bi zunubina. Rabbena la tusallit aleyna zunubina men
la yehafuke vela yerhamduna. Vezukna hayrayi'd-dünya vel-ahira.
İnneke ala kulli şey'in kadir."
Meali : "Ey bizim Rabbimiz, günahlarımızdan dolayı bizlere azap
etme. Yine günahlarımızdan dolayısıyla Sen'den korkmayan bize de
nerhamet etmeyen insanları başımıza musallat etme Ya Rabbi!! Dünya
ve ahirette bizim için ne hayırlı ise Sen bize onu ver Ya Rabbi!!!
Muhakkak ki Sen'in her şeye gücün yeter."
Bu dua Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)'den bir rivayet olmasa da
ecdadın çok yaptığı dualar arasındadır.
Dualarda Cenab-ı Hak'tan bize O'nun yolunda olma aşkı ve şevki
istenebilir. Bununla birlikte, mü'minin dualarında, "Senin
sevdiğin ve razı olduğun şeyi istiyorum" demesi daha iyidir.
Mü'min sonunu bilmediği, arkasında hayır mı var, şer i var
kestiremediği isteklerde bulunmamalıdır. İnsanın kendi arzu ve
isteklerinden uzaklaşıp Rabbinin emir ve istekleri içinde eriyip
gitmesi çok önemlidir ve işte manevi terakki budur.
 |